Öykü'nün nakilden sonra ilk görüntüsü

Öykü Arin Yazıcı’ya uygun ilik bulunamayınca, ''yarı uyumlu'' olarak annesinden ilik nakledilmişti. Minik Öykü’ye ilik naklinin üzerinden dört gün geçti. Öykü’nün durumu hakkında bilgi veren anne Eylem Şen Yazıcı, "Biraz halsizliği var. Önümüzdeki 20 gün kritik bir süreç" dedi.

Öykü'nün nakilden sonra ilk görüntüsü
banner24

ANTALYA İHA- Öykü Arin Yazıcı’yı artık tüm Türkiye tanıyor. Löseminin nadir bir türüne yakalanan 4 yaşındaki minik Öykü'ye, 18 Nisan’da annesinden yarı uyumlu ilik nakli yapıldı. Aile şimdi kızlarının iyileşmesi umuduyla naklin sonucunu bekliyor. Naklin üzerinden 4 gün geçti, anne kızın nakil sonrası ilk görüntüleri görenlerin içini ısıttı. Öykü’nün genel durumu hakkında değerlendirme yapan anne Eylem Şen Yazıcı, Öykü’nün dün kemoterapi aldığını söyledi. İlaçların kusma ve ağrı gibi ağır etkilerinin olduğunu belirten anne Yazıcı, şu bilgileri verdi:

"Tekrar etmeyeceği konusunda ümitliyiz"

"Birkaç gündür çok ciddi karın ağrısı oldu, bunlar tabi onu olumsuz etkiliyor ama yine de dirençli. Dün gece ateşi oldu. Yarı uyumlu nakil olmasından kaynaklı bir ateş oluyormuş. 39 buçuk derce ateşi oldu. Tüm bunlardan kaynaklı biraz halsizliği var. Önümüzdeki 20 gün kritik bir süreç olacak, sonraki süreçte ise önümüzdeki 2 yılda sürekli kontrolleri olacak. Öykü’nün steril ortamda olmasının önemli olduğu iki yıl geçireceğiz. 5 yıl içinde hastalığın tekrar etme potansiyeli varmış, tekrar etmeyeceği konusunda ümitliyiz. 

Anne Eylem Şen Yazıcı, düzenledikleri ilik bağışı kampanyası hakkında da bilgi verdi. Kampanyanın önemini koruduğunun altını çizen Yazıcı, Öykü’nün yine nakil ihtiyacı olabileceğini duyurdu, yüzde 100 uyumlu donör arayışlarının sürdüğünü söyledi. Şu ana kadar kampanya vesilesiyle 150 bini aşkın kişiye ulaşıldığı bilgisini veren Yazıcı, "Kan örneklerinin ne kadarının işlendiği konusunu takip ediyoruz. Sağlık Bakanlığı ile temas halindeyiz" dedi.

"Sek sek oynayacak kadar kendimi iyi hissettim"

Yaşamış biri olarak donör olmanın zor bir şey olmadığı da belirten anne Yazıcı, bu konuda şunları söyledi:

''Benden, yarı uyumlu nakil olduğu için kemik iliği alındı. Eğer yüzde 100 uyumlu donör olmuş olsaydı damar yolundan kan alacaklardı ve bu alınan kandan fazla kök hücreleri toplanacaktı, aşı olacaklardı. Ben aşıda hiçbir şey hissetmedim, hiçbir ağrı sızı hissetmedim. Genel anestezi aldım, ilikten kök hücre toplanmış olmasına rağmen uyandıktan iki saat sonra çok da sağlıklıydım. Öykü Arin’le sek sek oynayacak kadar kendimi iyi hissediyordum. Korkacak hiçbir şey yok, donör açısından hiçbir sıkıntı yok. Bütün risk hasta ile ilgili. Donör olmayı kabul eden ve sonradan vazgeçenler oluyormuş. Bu sanırım birinin kafasına silah dayayıp onu vurmakla aynı şey. O yüzden hem donör olun hem de vazgeçmeyin. Başkalarını da teşvik edin." 

"Verdiğiniz kan numunelerini takipçisi olun"

Anne Eylem Şen Yazıcı, bağışlar konusunda da bazı uyarılarda bulundu:

"Verdiğiniz kan numunesinin de takipçisi olun, ulaşıp ulaşmadığını kontrol edin, 168’i arayıp Kızılay veya 184’ü arayarak Sağlık Bakanlığı’na sorun. Sonuç alamıyorsanız yaşadığınız şehirdeki il sağlık müdürlüğüne veya yine Sağlık Bakanlığına dilekçe verin. Biz bu süreçte çok sayıda insana lösemi tanısı konulduğunu gördük. Artık yaşadığımız dünyada çok fazla kanserojen etki var, kirli havai gıdalar dolayısıyla lösemi çok yaygın. Kampanya süresince kan örneği vermek için giden ve o sırada lösemi tanısı konulan çok sayıda insan gördük. Hafife almayın yarın sizin veya sevdiğinizin de başınıza gelebilir."

Türkiye gibi bir ülkede donör sayısının en az 4-5 milyon olması gerektiğinin altını çizen Yazıcı, bugün nakil bekleyen 4 bin hasta olduğunu aktardı. "Her insan bir dünya demek, her çocuk biricik, onları bekleyecek zamanı yok" diyen Yazıcı, Sağlık Bakanlığına kan örneklerinin en hızlı şekilde işlenmesini sağlayacak bir sistemin oturtulması ve 4 bin nakil bekleyen hastaların bir an önce sağlığına kavuşmasının sağlanması çağrısında bulundu.

''En sevdiğim şey, kızımla oynamak''

Hastanede geçirdikleri zaman içinde mümkün olduğunca oyunlar oynamaya, neşeli çıkartmalar yapmaya, kendi aralarında tiyatro yapmaya çalıştıklarını anlatan Yazıcı, Öykü’nün çok dirayetli, güçlü, zeki ve eğlenceli bir çocuk olduğunu dile getirdi. Hastanede Öykü ile tek bir odada olmaktan hiç sıkılmadığını ifade eden Yazıcı, dünyada yapmayı en çok sevdiği şeyin Öykü ile oyun oynamak olduğunu paylaştı.

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2019, 17:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20

banner21