“Kuzey Kıbrıs’ta ulusal sağlık sistemi yok”

Korona virüs salgınının Kıbrıs’ta yol açtığı durumu Antalya 3T’ye anlatan araştırmacı-yazar Ahmet Cavit An, “Ulusal sağlık sistemimiz olmadığı için bütün yük, yoğun bakım servisi geçtiğimiz aylarda yanan Lefkoşa’daki Devlet Hastanesi’ne kaldı” dedi.

“Kuzey Kıbrıs’ta ulusal sağlık sistemi yok”

Korona virüs salgını ve ardından gelen normalleşme süreci gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. Hizmet sektörü başta olmak üzere bütün ekonomiyi durma noktasına sürükleyen salgının toplumsal sonuçları henüz tam olarak algılanabilmiş değil.

Akdeniz’deki komşumuz Kuzey Kıbrıs da ekonomisi salgından en çok etkilenen ülkelerden biri. Dünya tarafından tanınmadığı için Türkiye dışında ülkelerle ticari ilişkiler geliştirmekte zorlanan Kuzey Kıbrıs’ta ekonomi zaten son derece kırılgandı. Salgın, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin en önemli sektörlerini, eğitim ve turizmi, ağır vurdu.

Öte yandan, Kıbrıslı Türk liderler Kıbrıs’ın korona virüs ile mücadeleyi kazandığını ilan ediyor ve “Korona Temiz Ülke” olarak turist çekeceğini düşünüyor.

Kıbrıs’ta salgın sürecini antalya3t’ye anlatan araştırmacı-yazar Ahmet Cavit An ise aynı görüşte değil. An, “Konuya gereken ciddiyetle yaklaşmadı” diyor.

AHMET CAVİT AN KİMDİR?

Çok sayıda kitabı Türkiye’deki okurla da buluşan araştırmacı-yazar Ahmet Cavit An aynı zamanda emekli bir çocuk doktoru. Kıbrıs’taki lise eğitiminin ardından İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden 1975 yılında mezun olan Ahmet An, daha sonra Alman Demokratik Cumhuriyeti’nde Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı konusunda uzmanlık eğitimi aldı. Leipzig’deki eğitiminin ardından Kıbrıs'a dönen An, 1982 ile 2007 yılları arasında 25 yıl kendi muayenehanesinde çocuk hekimliği yaptıktan sonra emekliye ayrıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açtığı dava sayesinde, 1974’ten sonra en önemli siyasi gelişme olarak, taksim çizgisi üzerindeki karşılıklı geçişlerin başlatılmasına vesile oldu.

Kıbrıslı aydın Ahmet Cavit An ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi okurlarımızın ilgisine sunuyoruz:

Kuzey Kıbrıs’taki sosyal ve ekonomik yapı üzerine incelemeleri bulunan bir doktor olarak salgının Kıbrıslı Türk toplumuna etkisini bize anlatabilecek belki de en uygun kişisiniz. Şu anda Kıbrıs’ta salgının yayılma durumu nedir?

Size 31 Mayıs 2020 tarihindeki son durumu aktarayım: Adamızın kuzeyinde, dünyada sadece Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan hükümetin Sağlık Bakanı Dr. Ali Pilli’nin basına verdiği bilgilere göre, son 24 saatte yapılan test sayısı 28’dir ve herhangi bir pozitif vakaya rastlanmadı. İlk vakanın duyurulduğu 10 Mart 2020 tarihinden 31 Mayıs’a kadar geçen süre içinde yapılan toplam test sayısı 31 bin 374 olup, 108 vaka teşhis edilmiştir. Bunlardan 104’ü iyileşip taburcu edilirken, kaybedilen toplam hasta sayısı 4 kişi olarak açıklanmıştır.

Peki Güney Kıbrıs'ta durum nedir?

Adamızın güneyinde, yani Kıbrıs Cumhuriyeti (KC) diye anılan bölgedeki Sağlık Bakanlığı da 30 Mayıs 2020 tarihinde sadece bir korona virüs vakası teşhisi yapıldığını duyurdu. Orada ilk vakalar 9 Mart 2020’de belirlenmişti. Hastalardan biri İtalya’dan dönen bir genç olup, öteki de İngiltere’den adaya dönen bir hekimdi. KC Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, 30 Mayıs gününden 24 saat önce yapılan 2 bin 61 test sonunda belirlenen tek vaka ile birlikte toplam vaka sayısı 943’e ulaşmıştı. Salgın hastanesi olarak faaliyet gösteren Mağusa Hastanesi’nde halen 3 korona virüs hastası tedavi altında bulunuyor. Salgın hastanesinin faaliyete geçtiği 11 Mart’tan bu yana, toplam 148 hasta hastaneye yatırıldı ve iyileşen 130 hasta, taburcu olarak evine döndü. Ölen kişi sayısı ise 24’dür.

106 BİN TEST İÇİN 6 MİLYON AVRO

KC’nin Sağlık Bakanlığı’na bağlı Epidemiyolojik Gözetim Birimi tarafından 14 Mayıs 2020’de yayımlanan bir rapora göre, bütün Covid-19 vakalarının yüzde 31’i (280 vaka) herhangi bir belirti göstermeden koronayı geçirmiş. Hastalananların yüzde 20,9’u (189 vaka) sağlık bakımı hizmetinde çalışan emekçiler ve “39 hekim, 95 hemşire, 13 diğer sağlıkçılar, 42 yardımcı personel” diye sıralanıyor. Hastalığı geçirenlerin ortalama yaşı 45, bunlardan yüzde 49,8’i kadın, yüzde 50,2’si erkek.

Salgına yakalanan toplam 760 kişiden 631’inin temas ettiği çevre saptanabilmiştir. 173 kişi (yüzde 19,1) hastanede tedavi edilip, 135’i taburcu olmuştur ve bunların yaş ortalaması 62’dir. 481 kişi (yüzde 53,2) hastalıktan iyileşerek kurtulmuştur. Yoğun bakım gören 4 hastanın hepsi de entübe edilmiş. 29 Mayıs 2020 tarihine kadar yapılan toplam 106 bin test için, 6 milyon 766 bin avro harcama yapıldığı da verilen bilgiler arasında.

Kuzey Kıbrıs'la ilgili ayrıntılı veri yok mu?

Ne yazık ki kuzeyde, salgınla mücadele ile ilgili herhangi bir bilimsel çalışma henüz yapılmadığı gibi, açıklanan veriler ise güvenilir değil.

“HIZLI TESTLERİN SONUÇLARI GÜVENİLİR DEĞİL”

KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Korona’ya karşı mücadelenin kazanıldığını ve Kuzey Kıbrıs’ın “Korona Temiz Ülke” olduğunu ifade etti. Sayın Tatar’ın yorumlarına katılıyor musunuz?

Mart ayının ilk günlerinde “Bu sorunu pek abartmayınız” diye yaklaştığı ve bu salgını, adamızdaki ayrılıkçılığı körüklemek ve siyasal üstünlük sağlamak amacıyla kullandığı için Sayın Tatar’a pek katılmıyorum. Aynı şekilde Sağlık Bakanı Sayın Pilli de, konuya gereken ciddiyetle yaklaşmadı. Yapılan hızlı testlerin sonuçları pek güvenilir değil. Yapıldığı söylenen testlerin kaçının hızlı test, kaçının da PCR testi olduğu belli değil. Testler, sadece şikayeti olanlara yapıldı, halk arasında herhangi bir tarama yapılmadı.

Salgın adada nasıl başladı? Nasıl yayıldı?

Kıbrıs’ın güney kesimindeki ilk vakalar, 9 Mart 2020’de İtalya’dan dönen bir gençte ve İngiltere’den adaya dönen bir hekimde teşhis edildi. 13 Mart’a kadar 11 yeni vaka sayısına ulaşıldı. KC Başkanı Nikos Anastasiadis, 15 Mart’ta yaptığı açıklama ile ülkeye gelecek olan bütün yabancılar için, ülkeye girişlerin 15 gün için durdurulduğunu açıkladı. Adanın iki kesimi arasındaki 9 geçiş kapısından 4’ünün de kapatıldığı duyuruldu.

YOLCU EDERKEN SALGINA YAKALANDI

Adamızın kuzeyindeki ilk vaka ise, 10 Mart 2020’de bir Alman turist kafilesinde bulunan 65 yaşındaki bir kadının ateşlenmesi ile saptandı. İki gün sonra da eşine aynı teşhis kondu. Bunun üzerine 800 yabancı turist, üç otelde 14 gün süreyle karantina altına alındı. 11 Mart’ta, Almanya, Fransa ve İtalya’dan kuzeye gelecek olan yeni turistlerin uçuşları iptal edildi. Karantina süresinin dolması ile turistler ülkelerine geri gönderildi. Ama onları havaalanına taşıyan bir şoförün, gerekli korunma önlemlerini almaması ile diğer yerli vakalar ortaya çıktı.

SALGIN ÖNLEMLERİ AYAK OYUNLARININ KURBANI OLDU

Salgının patlak vermesiyle birlikte alınan önlemler nelerdi? Gereken önlemlerin hızlı ve etkili bir şekilde alındığını düşünüyor musunuz?

İlk önce, 26 Nisan 2020 tarihinde yapılması planlanan “KKTC Cumhurbaşkanlığı” seçimleri, Meclis kararı ile 5 ay sonraya, 11 Ekim 2020 tarihine ertelendi. Bu görevi 5 yıldır yapmakta olan Mustafa Akıncı, Bakanlar Kurulu ile birlikte 13 Mart’ta yapılan bir toplantıda, “olağanüstü durum” ilan edilmesini önermişse de, Ulusal Birlik Partisi ile Halkın Partisi’nden oluşan koalisyon hükümeti bunu kabul etmedi.

Zaten UBP’nin Başkanı, Başbakan Ersin Tatar ile onun yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olan HP Başkanı Kudret Özersay da Cumhurbaşkanlığına aday olan politikacılardır. 17 Mart’ta Meclis, CB seçimlerini 6 ay erteleme kararı aldı. Hükümetin, salgına karşı alınması gereken önlemler konusunu da, seçim kampanyasının bir parçası olarak değerlendirmeleri, halk arasında hoşnutsuzluk yarattı. Bu arada, gerek tıbbi açıdan, gerekse ekonomik açıdan alınan Bakanlar Kurulu kararlarının da, ilgili kesimlerin eleştirileri sonunda birkaç kez değiştirilmesi de, konuya ciddiyetle yaklaşılmadığının bir kanıtıdır.

Hem Cumhurbaşkanlığı, hem de Bakanlar Kurulu Bilimsel Danışma Kurulları oluşturdu. Bu arada Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, bu kurullardan ayrı olarak alınması gereken önlemleri medya organlarında duyurdu; ayrı bir yardım kampanyası başlatarak, tıbbi cihaz ve malzeme alımına katkıda bulundu.

KIBRISLI TÜRK İŞÇİLER MAĞDUR OLDU

Güneye geçiş yapılan bütün kapılardan geçişler yasaklandı. BM Barış Gücü askerleri ve yabancı diplomatlar da bu yasağa dahil edildi. 12 Mart’ta anaokulu, ilk, orta dereceli okullar ile üniversitelerin hepsi kapatıldı. Yiyecek ve diğer acil ihtiyaçlar dışında sokağa çıkma yasağı ve maske takma zorunluluğu kondu.

Bu arada, taksim çizgisinin her iki tarafında da, 14 günlük karantina kuralı getirildiğinden, özellikle güneyde çalışmakta olan 1,525 Kıbrıslı Türk işçi, iş yerlerine 2 aydan fazla bir

süredir gidemediler. Geçmişteki çalışmışlıkları karşılığında KC’deki sosyal sigorta kurumundan emeklilik aylığı alanlar, maaşlarını alamadılar. 10-15 yıldır güneyde daha çok inşaat işlerinde çalışan sigortalı ve sigortasız işçiler mağdur oldular. Sigortalı olanlar, üç ay süreyle maaş veya işsizlik ödeneklerini alamadılar. Her iki kesimdeki sendikalar arasında yapılan temaslar sonucu, banka hesaplarına havale yapılabilmesi sağlandı. Ama işçilerin, şimdi güneyde tekrar çalışmaya başlayan işyerlerine gitmemeleri halinde, işlerini veya bazı haklarını kaybetmeleri söz konusu. Bu arada bazı ortak evlilikler, aile ziyaretlerini gerçekleştiremediler.

Kuzeyde “özel izinli” olarak kalmakta olan çoğu TC yurttaşı olan 77 bin kişiden 42 bini, salgının çıkmasından hemen sonra kendi ülkelerine döndüler. Bunların 30 bin kadarı üniversite öğrencisi, 11 bin kadarı da işçi statüsündeydi.

Siz önlem adına ne yapıyorsunuz?

Ben zaten emekli olduğum için pek hareketli değildim. Sadece hafta sonları alış-veriş için dışarıya çıktım. Ama genelde zamanımı evde geçirdim.

Salgınla ilgili Kıbrıslıların tepkisi, tavrı ne oldu önlemler konusunda duyarlı davrandılar mı?

Genelde her iki tarafta da alınan önlemlere uyuldu, ama yine de önlemlere uymayan az sayıda kişi, polis tarafından saptanarak, cezalandırıldı.

VERİLEN HASTANE SÖZLERİ TUTULMADI

Dünyanın pek çok ülkesinde bu süreçte sağlık çalışanları büyük zorluklara göğüs geriyor. Türkiye’de çok sayıda doktor ve sağlık emekçisi salgına yakalandı. Acı kayıplar yaşadık. Kuzey Kıbrıs’ta sağlık çalışanlarının ve sağlık hizmeti veren kurumların durumu nasıl?

Adamızın kuzeyinde ne yazık ki ulusal sağlık sistemi olmadığı için, bu konuda bütün yük Lefkoşa’daki Devlet Hastanesi’ne kaldı. Bir ay öncesinde, Kalp ve Damar Hastalıkları Bölümü’ndeki yoğun bakım biriminde yangın çıktığı için, hastanenin yoğun bakım odaları kısıtlı idi. Bu konuda özel hastanelerden yararlanıldı ve acil hastalar, birkaç dış merkezde yardım aldılar. Sağlık Bakanı’nın “45 gün içinde yeni karantina hastanesi” yapılacağına dair verdiği sözler yerine getirilemedi. Birkaç yıldır söylenen yeni devlet hastanesi yapılacağına ilişkin vaatler, yeniden tekrarlandı. Hatta TC Başkanı Erdoğan 500 yataklık bir hastane inşaatı için talimat verdi. Ama henüz herhangi bir hareketlenme yok. Genelde salgının yükü, devlet hastanesinin doktor ve hemşirelerinin özverili çalışmaları sayesinde giderildi sayılır.

Tıpkı Türkiye gibi Kuzey Kıbrıs’ın da en önemli sektörlerinden biri turizm. Bu, hem olası bir ikinci dalga riski, hem de kötü bir turizm sezonu geçirilmesi durumunda ciddi bir ekonomik kriz tehdidi anlamına geliyor. Sizce hangisi daha olası?

Her iki risk de söz konusu. Kaldı ki, bizde sivil makamların denetleyemediği ve bilgi alamadığı Türkiyeli 40 bin askerin durumu da var. Örneğin basında çıkan haberler üzerine, 7 Mayıs günü adaya Girne limanından 447 ve Mağusa limanından da 86, yani toplam 533

askerin girdiği Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından açıklandı. Bir gün önce de, asker ailesi olarak 30 kişi, 8 kombay (biçer-döver) çalıştırıcısı, 15 kişi de Devlet Su İşleri Dairesi personeli gelmişti. Bu kişilerin test ve karantina sonuçlarının ne olduğu açıklanmadı.

Ekonomisi, turizm ve üniversite öğrencilerine bağımlı olan Kuzey Kıbrıs’ta bu iki kesimin durması, tabii ki ekonomik açıdan büyük kayıplara yol açmıştır. Bu konuda herhangi bir hesaplama henüz yapılmamış olup, devletin mali gelirlerinin yarı yarıya azaldığı tahmin edilmektedir. Devlet çalışanları, evde kalarak, maaşlarını yüzde 25 kesintili de olsa almalarına karşın, kendi namına çalışan kesim, işyerini çalıştıramadığından dolayı çok zor duruma düşmüştür. Sosyal Sigortalı işçilerin işsizlik ödenekleri de azaltılmış ve 24 Nisan’a kadar 43,000 dilekçe sahibine 1,500 TL’lik bir ödeme yapılmıştır. 10 Mayıs’a kadar bu sayının yerli-yabancı çalışan olarak 60 bine çıkacağı tahmin edilmekteydi.

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2020, 10:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20