Özgür günlere

Şu sosyal medyayı zaman zaman hepimiz çok eleştiriyoruz. 
İnsanları yalnızlaştırdığı, gerçek ilişkileri öldürdüğü, samimiyet duygusunu zedelediği, herkes için çok değerli zamanı bir çırpıda yutup, midesine indirdiği gibi eleştiriler.
Kesinlikle çok doğru.
Fakat yeni yaşamları tanıma, ufuk açma, ilham alma adına da bir araç olduğunu düşünüyorum. 
En azından benim için öyle. 
Bireysel özgürlüğü için mücadele etmiş isimleri tanıdım sosyal medya aralığıyla. 
Arkadaş oldum bazılarıyla. Hayata nasıl baktıklarını, kendilerini nasıl özgürleştirdiklerini anlamaya çalıştım. 
Ortak özelliklerine baktım. 
Ağır bedeller ödemişler, vazgeçmişler, tercihte bulunmuşlar. 
Hayatlarına elbette sihirli bir değnek gelip, toz pembe mutluluklar sunmamış onlara.
Tam aksine yeni sorumluluklar yüklemiş, başka insanların ya da canlıların hayatlarına dokunabilme cesareti vermiş. 
Yeni mücadele kapıları açmış ve yaşamlarını derinleştirirken, anlamını kuvvetlendirmiş. 
"Hiç şiir okumamış gibi kötüsünüz
Bir köpeğin başını hiç okşamamış
Hiç bayram şekeri dağıtmamış,
Çocukla çocuk olmamış gibi kötüsünüz
Korkunca kötüsünüz
Korkunca ve korkakça kötüsünüz" dizelerinin anlattığı insanlardan olmamayı tercih etmişler. 
Özgürleşme adına kafa yoran Hintli düşünür Jiddu Krishnamurti'nin "Zekasız sevgi olmaz köleliğe yol açar, sevgisiz zeka olmaz diktatörlüğe yol açar..." sözü üzerinden gitmişler.
Ben de bu cümleyi ilk okuduğumda, duvara çarpmış gibi sarsıldım, hazine bulmuş gibi sevindim.
Kendime baktım, çevreme baktım.
Mutsuz yüzlerin arkasındaki kölelerin ve diktatörlerin gözlerini gördüm.
Ve yine Krishnamurti'nin dediği gibi "özgürlüğün olağanüstü bir erdem" olduğu düşüncesine sarıldım. 
Ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülük gibi niteliklerin ortak adı diye tanımlanır erdem...
Bir de özgürlükle taçlandırılmışsa, erdemli hayatlara saygı duymamak, ilham almamak gerçekten olanaksız.
Özgürlüğün olağanüstü erdemine ulaşmak için mücadele eden, tercihte bulunan, bedel ödeyen herkes, en yakımlarından daha yakın artık. 
Ütopya gibi gelse de bireysel özgürlerin, toplumsal özgürlüğü ateşleyeceğini düşünüyorum.
Günün birinde ve hatta çok da yakın bir zamanda, toplumun köleliği ve diktartörlüğü reddedeceğine, bedel ödeyeceğini ama büyük bir mücadeleyle özgürleşeceğine inanıyorum kuvvetle.
Sonrası zaten kolay aslında. 
Ekonomi düzeltilir, bütün kayıplar geri kazanılır.  
Bunlar hiç de zor değil. 
Birey başarırsa, toplum da başarır. 
Özgür günlerde buluşmak üzere...

YORUM EKLE