OLMADI BAŞKAN

Muhittin Başkan, hastalık sürecini yaşama tutkusuyla aştı ve görevine gelip başladı.

Daha önce de dediğim gibi her ne kadar sağlıklı gibi görünse de konuşmasındaki zorluklar, kaslarındaki erimeler ve bunun sonucunda yürüme zorluğu olmasına rağmen ivedilikle ve alelacele getirilip göreve başlatılmasının arkasındaki nedenleri sorgulamak gerekir.

NEDEN RAPOR İSTEMEDİ

Başkanın daha önce çarşamba günü belediyeye “nezaketen” ziyaret edeceği açıklanmışken ne oldu da belediyeye gelişini salı gününe alarak üstelik “nezaket” boyutundan çıkarıp “göreve başlama” noktasına getirdi?

Başkana yakın birileri, pazartesi günü yaşanan ve şimdi açıklayamayacağım bazı iddiaların açığa çıkmasından mı korktu da belediyeye gelişi bir gün önceye aldırıldı?

Hastaneden taburcu olduğu gün kendisine evde istirahat edip tedavisine devam etmesi için rapor verilecekken yine yakınlarından birilerinin gerek yok demesinden sonra Başkanın da “hayır rapor falan istemiyorum” demesinin arkasında ne vardı?

Oysa çıplak gözle de görüleceği gibi Muhittin Başkan’ın uzun süreli bir fizik tedavisi ve rehabilitasyona açık ihtiyacı varken –kaldı ki, göreve başladığı gün makamında yeniden kriz geçirerek rahatsızlanmasına rağmen- neden sağlığını risk ederek göreve başlamak gereği duydu?

Başkanı sağlığına kavuşturdum diyerek gerinen Rektör Hanım, hala nekahet döneminde olan ve her an yeniden hastalanması mümkün iken nasıl olur da tedavisinin bittiğini belirterek taburcu eder?

Başkan yarın ağırlaşıp yeniden hastaneye kaldırılırsa verilen taburcu belgesini Rektör Hanım nasıl izah edecektir?

Başkanı sağlığına kavuşmuş şekilde gösterip raporsuz olarak taburcu eden hekimler ettikleri yeminden de mi utanmıyorlar?

“Rektör Hanım, eğer şaibeden kurtulmak istiyorsa Başkanın taburcu edildiği belgeyi kamuoyuna açıklamalıdır.”

Çünkü Başkanı bu şekilde taburcu etmek, Türkiye’nin beşinci büyük kentini eskisi gibi eksiksiz yönetebilir demektir.

“SEN BEN YOK BİZ VARIZ” SÖZDE KALDI

Mehmet Hacıarifoğlu,” tüm kamuoyunun kabullendiği ve 4 ay gibi bir sürede son derece başarılı bir şekilde görevini sürdürürken alelacele sağlığını hiçe sayarak göreve başlayıp Hacıarifoğlu’nun vekâletine son vermesinin arkasında yasal olmayan bazı akçeli işlerin açığa çıkmasından mı korkuldu?

Ve göreve başlayınca ilk iş olarak “Hüseyin Karakuş’un” görevden almasının arkasında hangi nedenler var?

Karakuş’u görevden alınması Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na ikinci kez “posta atmak” değildir de nedir?

Uzlaşmacı ve her kesimle barışık bir kimlik sergileyen Muhittin Başkanı beklenmedik şekilde radikal kararı almaya iten nedenleri kamuoyu merak etmektedir.

Seçim boyunca ve halen tekrarladığı “sen, ben yok, biz varız” sloganında biz kavramının içinde Karakuş ve CHP’liler yer almıyor mu?

KARAKUŞ’UN ARKASINDA MİLLET İTTİFAKI VAR

Bir şeyi net olarak belirtelim; Hüseyin Karakuş’un, siyasi saiklerle ve Kılıçdaroğlu’nun teklifine karşı çıkıldığı için görevden alınmadığını sağır sultan bile biliyor.

Öyleyse Karakuş’un Belediyenin akçeli işlerinin döndüğü “İdari ve Mali İşlerle Destek Alımları Dairesinin” işlerinden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı olması kimleri korkuttu da böyle bir karar alınmaya gerek duyuldu?

Büyükşehir Belediyesinde haklarında onlarca yolsuzluk şaibesi olan bürokratlarla rahatsız olmadan çalışırken tertemiz bir geçmişe sahip ve yetişmiş bir bürokrat olan ve arkasında “Millet İttifakının” siyasi desteği bulunan Hüseyin Karakuş’tan neden rahatsızlık duyularak görevden alındı?

SİYASİ BEDELİ CHP ÖDEYECEKTİR

Tüm bu sorgulamalardan daha da ötesi, bundan 2,5 yıl sonra yapılacak yerel seçimlerde Muhittin Başkan yeniden aday gösterilirse, bu seçimi almasını sağlayan dinamiklerin bu kez arkasında olmayacağı açıkken neden Hacıarifoğlu ve Karakuş’u görevden alır?

Yeniden aday gösterilmezse yerine aday gösterilen kişinin önüne bu yaşananların faturası konulduğunda bunun cevabı verebilmek çok zor olacaktır.

Bu nedenle bu yaşananları sadece “seçilmiş başkanın kendi tasarrufudur” diye açıklamak olanaksızdır.

Çünkü bunların siyasi faturası CHP örgütlerine çıkarılacaktır.

Muhittin Başkan Büyükşehir Belediye Başkanlığını kendine münhasır oylarla değil, “kendisini aday eden CHP’nin oylarıyla” aldı…

CHP örgütlerini, Genel Başkanını hiçe sayarak tasarrufta bulunması kendisini var eden nedenleri ortadan kaldırmaktır.

Bundan böyle Muhittin Başkana kamuoyunun verdiği opsiyon bitmiştir.

Bilmem farkında mı ama bundan böyle kendisinin ve bürokratlarının her tasarrufu mercek altına alınacak ve didik didik edilecektir.

Bence önümüzdeki 2,5 yıl hiçte hayırlara vesile olacak şekilde geçecek gibi görünmüyor…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan can
Hasan can - 2 yıl Önce

Örgüt başından beri Bocek'in adaylığına karşıydı. Gerçek bir partili olmadığı, heran saf değiştirebilecek bir yapıda olduğu söyleniyordu. Ben aday adayı değil direk ben adayım diyordu. Bunun garantisini nereden ve kimden alıyordu. Bu garantiyi verenler örgüte karşı sorumludurlar.

Mustafa Çöl
Mustafa Çöl - 2 yıl Önce

Yukarıdaki yazılanların hepsine, noktası virgülüne kadar katılıyorum. Sadece Antalya CHP örgütü değil, bir bütün olarak CHP sırtındaki kamburlardan kurtulması gerekir. Sosyal demokrat görünüp, kendisini sağda hisseden siyasetcilerden

Mustafa Çöl
Mustafa Çöl - 2 yıl Önce

Yanlışlık oldu yorumum yarım gitti. Siyasetçilerden kurtulması gerekir. Antalya da CHP örgütü bir an önce toparlanıp Muhittin Böceğe gereken cevap verilmelidir. Örgüt olarak arkasında ki destekten bir an önce vazgeçilmelidir. Ben inanıyorum CHP'li gerçek üyeler alınacak böyle bir kararı alkışlayacaklardır. Her defasında sağdan geldiğini söyleyen birisinin CHP ye faydası yoktur.

Müslüm Turgut
Müslüm Turgut - 2 yıl Önce

Kalemine sağlık Sn Talay

Arif celik
Arif celik - 2 yıl Önce

Onurlu namuslu şerefli dava adamı böcek baskan

banner20