Millet hukuk demektir

1.Coronavirüs ve diğer felaketler: büyüme ve kalkınma arasındaki fark

Kalkınma bir ülkenin, eğitim, sağlık, adalet gibi alanlarla birlikte bütün olarak gelişmesidir, sistemin kalitesindeki artıştır. Çin’in 30 yıllık büyümesi hayranlık uyandırmış, otoriter rejimlerin de gelişmesinin mümkün olduğunu düşündürmüştü. Böyle olmadığı bir kez daha görülüyor. İran, Çin gibi otoriter rejimler, nükleer silah üretebilirler, uzaya gidebilirler, belirli alanlarda teknoloji geliştirebilirler, ancak bir bütün olarak, bir sistem olarak gelişemezler. 

2.Müebbet sevgisizlik

İnsan sevgisi gelişmeden vatan, ulus veya millet sevgisi gelişemez. Sevgi özgürlükle yeşerebilen bir bilinç ve duygu bütünlüğüdür. İnsan sevgisi empatiyle, hoşgörüyle, insan onuruna saygıyla, adalet kaygısıyla birliktedir. Yaşam, doğa, insan, hayvan, sanat, vatan, millet sevgisi bir bütünün parçalarıdır. Sevgi öğrenilmemişse veya yitirilmişse, insan sevgisi yoksa vatan ve millet sevgisi de yoktur. Böyle bir durumda sevgiden değil, koşullanma, bağımlılık, takıntı dürtüsünden söz edilebilir.

3.Milletin temeli hukuktur

Tesadüfen Kenya Milli Meclisi’nde bir üyenin konuşmasında “bir milletin temeli adalettir, başka bir şey olamaz” sözüne rastladım. Türkiye’de bilgi ve kültür olarak zayıf kaldığımız alanların başında felsefe, hukuk felsefesi ve hukuk kültürü gelmektedir. Daha önce yazmıştım; hukuk, güçler çatışmasından, sürdürülebilir düzen kaygısından doğar. Doğu’da “tekelistan” yapısı hukuk doğurmamıştır. Cumhuriyetimizin kuruluş döneminde de hukuk konusu ihmal edilmiştir.

4.Sivil düşünce olmadan, sivil toplum veya hareket olmaz

Ülkemizde kişisel servetlere dayanan birkaç sivil toplum kuruluşu olduğunu söyleyebiliriz. Bunun dışında Devlet sistemince desteklenmeyen sivil toplum hareketinin büyümesi veya güçlenmesi mümkün değildir. Hükümet veya belediyelerin desteği olmadan vakıf veya derneklerin yaşaması olasılığı oldukça düşüktür. Kızılay ve diğer örnekler ortadadır. Devlet teşviki, hazine arazisi alma gibi çıkarlar olmadıkça kooperatifçiliğin gelişememesi, bağımsız bir tane think tank veya düşünce kuruluşu olmaması, bilinen örnekler dışında çok ortaklı şirketlerin ortaya çıkmaması, Devlet olmadan otun bile bitmediği yapının sonucudur. Ana Muhalefet Partisi bile ciddi düzeyde Hazine yardımı aldığı halde, TV kanalı veya gazete kurma, vakıf, gençlik kolları yapılanması gibi organizasyonları başaramamaktadır. Dolayısıyla bırakalım bağımsız, sivil kuruluş veya örgütü, sivil kavramı bile “eser” düzeydedir.

1947 sonrasında uluslararası kaynaklar ve organizasyonlarla “bir uçtan diğer uca” kurulan yapılar “herkesin malumudur”. Yazık ki, on yıllar boyunca vatan ve millet adına millet zayıf bırakılmıştır.

Bir ulusun en büyük düşmanı hukuksuzluktur, hiçbir dış güç adaletin birleştirdiği bir ulusu alt edemez.

Vatan ve millet sevgisi taşıma iddiasında olan herkesin sorumluluğu, kişisel hırs ve çıkarlarına, grup aidiyetlerine ve çıkarlarına teslim olmamayı öğrenmek, hukuka, yurttaşlık hak ve onuruna saygı göstermektir.  Gerisi karanlık kuyuyu kazmaktır.

YORUM EKLE