KILIÇDAROĞLU’NUN HELALLİK İSTEMESİ/ ERDOĞAN NASIL HELALLEŞECEK…

Helalleşme, islami bir terimdir ve anlam olarak “hakkı olanın hakkını alacağı kişilere bağışlamasıdır…”

Genel olarak halk arasında kullanılan bu kelime ilk olarak Tayyip Erdoğan’ın pandemi nedeniyle “sıkıntıda olan esnafımızdan helallik istemesiyle”  siyasi anlamda kullanıldı.

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da “helalleşme” kelimesini kullanınca siyaset arenası bu kelime üzerinden adeta birbirine girdi ve genel olarak sağ siyasetin kullandığı bu islami terimi soldaki bir parti Genel Başkanının kullanması şaşkınlık yarattı.

Kılıçdaroğlu, helalleşmeyi ne anlamda kullandığını şöyle açıkladı.

Helalleşme yüzleşmek, barışabilmek, devam edebilmek demektir. Bunu yarası olan topluluklarla yapacağız."

Bundan sonra da “yarası olan toplulukları ve olayları” sıraladı.

28 Şubatın açtığı yaralar, ikna odalarına alınan başörtülüler, Roboski, 6-7 Eylül mağdurları, Gezi de mağdur olanlar, Sivas ve Kahraman Maraş olayları mağdurları, Diyarbakır cezaevi, varlık vergisi ile mağdur edilmiş olanlar, Soma maden işçileri, Ahmet Kaya…

Bence Kılıçdaroğlu çok yürekli bir çıkış yaptı.

”Ben gelecekte, bu ülke çocuklarının, ardımdan bu ülkeyi barıştırdığımı söylemelerini istiyorum. Böyle anılmak istiyorum.

Çok yüce bir duygu bu ve bunu başarması için gerçekten “yarası hala açık olan olaylarla ve bu olayların mağdurlarıyla yüzleşmek, barışmak ve helalleşmek” barış için olmazsa olmaz bir duruştur.

Ancak Kılıçdaroğlu’nun helalleşmek için sıraladığı açık yaraların oluşmasında asıl sorumlu ve asıl müsebbip CHP değil, “devlettir.

Ve Kılıçdaroğlu, henüz devlet adına helallik isteme yetkisine sahip değildir.

28 Şubat, İkna odaları, Madımak, Sivas ve Maraş, Roboski, Diyarbakır Cezaevi, Soma maden işçileri, Gezi Direnişi ve faili meçhul cinayetlerin mağdurları, 6-7 Eylül’ün azınlık mağdurları gibi sıralayabileceğimiz onlarca hala açık olan yaraları CHP açmadı.

Bunlarla asıl yüzleşmesi gereken ve asıl helallik istemesi gereken devletin ta kendisidir.

Gerçek ve kalıcı barış devletin, bizzat açtığı yaraların mağdurlarıyla helalleşmesi ile gerçekleşebilir.

Kılıçdaroğlu, bu çağırısı ve çıkışı ile açık yarası olan, devletle hala sorunlar yaşayanların yüreklerine su serpmiş ve onlara gelecekle ilgili umut vermiştir.

İşin güzel yanı ise ben ve benim gibi devlettin mağdurları olan milyonlarca insan da umut yaratmıştır.

Seçim sonrası oluşacak yeni iktidarın “açık yaraları kapatacağına, devletin sorumluluğunda yaratılan mağduriyetlere son vereceğine, gelecek yüzyıllara uzanacak kalıcı bir barışı tesis edeceğine” olan inanç duygusunun gelişeceğine inancım vardır.

Helalleşme ile ilgili kafama takılan bir başka konu ise 20 yıldır ülkeyi yöneten Erdoğan ve AK Parti kadrolarının bu halkla nasıl helalleşeceğidir.

Bunca yokluk, yoksulluk ve yolsuzlukların yarattığı milyonlarca insandan nasıl helallik isteyeceğini gerçekten merak ediyorum.

Seçimi kaybettikten sonra dönüp bu halka “bilmeyerek ve istemeyerek de olsa mağdur ettiklerimiz haklarını helal etsin” diyecek olan Erdoğan’a bu halk nasıl bir karşılık verecek acaba?

YORUM EKLE

banner20

banner21