İKİ DOĞRUDAN BİR YANLIŞ ÇIKAR MI?

İSTANBULUN BAŞINDA BULUNAN BAŞKANLA, ÜLKEMİZİN BAŞINDA BULUNAN BAŞKAN; SULARINIZI DOĞRU KULLANIN KURAKLIK VAR DİYORLAR...DOĞRU SÖYLÜYORLAR...PEKİ KURAKLIĞI ÇOK DAHA FAZLA ETKİLEYECEK SU KAYNAKLARINI ORTADAN KALDIRACAK UYGULAMALAR NEDEN?

Bugünlerde gerek yerel düzeyde gerekse ülke düzeyinde sürekli olarak su ve kuraklık konusu gündeme getiriliyor. Yağmurun yağmamasına dikkat çekilerek baraj ve göllerde suyun büyük ölçüde azaldığı söylenerek dikkatli kullanılması öneriliyor... Kuraklık, artan sıcaklık ve azalan yağışlar nedeniyle ortaya çıkar. Çok geniş bölgelerde ekonomik, çevresel ve sosyal etkiler yaratır, insan ve canlı yaşamına önemli ölçüde zarar verir.
Aşırıya kaçan kullanımlar, su altyapısının doğru planlanmaması ve yanlış yönetimler kent ve ülke ekonomisini sorunlu hale getirir, sıkıntıya sokar.

Söylemek gerekir ki; kuraklığın etkilerini ve ortaya çıkabilecek sonuçlarını bilmek zor değil. Sürekli olarak anlatılıyor, küresel iklim değişikliğine, kuraklık ve su konusuna dikkat çekiliyor... Bu nedenle karşılaşılacak sorunlar belli... Fakat karşılaşılacak sorunlardan gelecekte kurtulmak kolay olmadığı gibi oldukça da zor... Öncelikle gelecekte sorun olarak karşımıza çıkacak ve çözümü zor olan uygulamalardan kaçınmak gerekmez mi?

Üstelik küresel iklim değişikliğinin yaratacağı kuraklığa ilave olarak yapacağınız yatırım ve uygulamalar sorunu büyütür veya azaltır. Yapacağınız yanlış politikalar kuraklığa çağrı yapar... Bu nedenle kuraklığı artıracak uygulamalardan kaçınmak yöneticilerin en başta gelen görevleri olmalıdır...

Su kısıtı olan bir ülkeyiz. Bu nedenle su kaynaklarının yağışlı ve yağışlı olmayan dönemlerde çok daha iyi yönetilmesinin bilimsel gerekçeleri neredeyse "beni görün" diye bağırıyor...
Su, sosyal ve ekonomik bir kaynak olduğu için tüm kesimlerce dikkate alınmak durumundadır. En başta da yöneticiler tarafından...
Bu nedenle; "Su kullanımının akılcı hale getirilerek verimliliğin artırılması, sulak alanların korunması, yeraltı su kullanımının kontrol altına alınması, su kalitesinin iyileştirilmesi, etkin ve düzenli denetimlerin yapılması zorunludur...Bu mekanizmalar bilime ve bilgiye dayalı olarak yürütülmek zorundadır...

Sürdürülebilir olmayan uygulamalar, özelliklede İstanbul'da yapılan yatırım ve konut politikaları su kaynaklarını ve yaşam alanlarını giderek sorunlar yumağına dönüştürmüştür. Açıkçası ekosistem büyük ölçüde bozulmuştur..

İstanbul başta olmak üzere artan kentsel nüfusun su ve enerji talebini yönetmek bir planlama işidir...Bu nedenle bir yandan kuraklığa ve küresel iklim değişikliğine dikkat çekmek, diğer yandan yapılan yanlış yatırımların su kaynakları üzerindeki etkisini görmezden gelmek anlaşılabilir gibi değildir!!

Öyleyse merkezi yönetimin İstanbul'un kuzeyinde bulunan su havzalarını yapılaşmaya açması ve Sazlı Dere Barajı'nı ortadan kaldıracak, Terkos'u kullanılamaz hale getirecek Kanal İstanbul Projesi; bir de diğer argümanların dışında ciddi bir kuraklık ve susuzluk sorunu olarak karşımıza çıkacaktı. Çok beklemeden kuraklık ve su sorunu günümüzün neredeyse her saatinde dillendirilmeye başlandı. Yeryüzünün kendi dinamikleri, kendi doğrularını zaman kaybetmeden bir kez daha herkesin önüne koydu!

Üstelik "kuraklık var, su tüketiminize dikkat edin, suyu gereksiz kullanmayın" denilerek!
söylenenler doğru.

O halde iki doğrudan bir yanlış çıkar mı?

 

YORUM EKLE

banner20

banner21