Ayasofya’ya serilen halı, kimliksizleşmenin geldiği yerin özetidir…

Ayasofya'ya makine halısı döşenmesi ve renginin de bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçildiğine ilişkin haberler dolaşımda... Haber ajanslarından servis edilen fotoğraflar, Ayasofya üzerinden süren tartışma ve ülkenin geldiği durumu özetleyen bir tablo gibi adeta. Adeta futbol sahasına halı döşer gibi rulo halıların önünde poz veren devletin zirvesi, zafer kazanmış komutan edasıyla duruyor.

Ayasofya’ya serilen halı, kimliksizleşmenin geldiği yerin özetidir…
banner24

Peki, bu neyin zaferi?

Halı, Türkler için beşikten mezara en köklü kültürel ve sanatsal simgelerden biri. Yakın tarihe kadar Anadolu'da camilerin tamamı el dokuması halı-kilimlerle doluydu. Ölen her kişi için tabutunun üzerine bir halı koyulur ve bu halı namazı kılındıktan sonra camiye kalırdı. 1980'lerden itibaren özellikle el dokuması halı ve kilimciliğin güçlü olduğu bölgelerdeki camilerin antika değerindeki halıları haraç mezat satıldı. Renk renk el dokuması halı ve kilimlerin yerine tektipleştiriciliğin eşyalaşmış ve mekâna yansıtılmış hali olan sentetik makine halıları döşendi...

Artık Selçuklu'nun, Osmanlı'nın, Beyliklerin egemenlik dönemlerinde bu toprakların halkının ellerinden çıkan halıların süslediği camilerin içi yün ve kök boya değil, plastik kokuyordu. Alnı secdeye varan inananlar, sumak, hayıt, nar kabuğu ve safran kokusunun sindiği bitkisel boyaların nüfuz ettiği yünler yerine, petro-kimya ürünü olan malzemelerin ruhsuz kokusunu içine çekti yıllarca. Neredeyse iki üç kuşak bu kokuyla büyüdü, nasıl anlatacaksınız bir Kırşehir seccadesinin, bir Karapınar kiliminin, bir Isparta yolluğunun kokusunu?

Turizm kentlerinde bulunan halı tüccarları Afyon, Konya, Isparta, Uşak, Manisa, Kırşehir, Kayseri gibi kentlerdeki köylerin camilerinde kaldırılan halıların satılacağını duyar duymaz üç otuz paraya yüzlerce yıllık bu kültür mirasına sahip oldular. 1980'lerin, 90'ların antika halı pazarı uzun bir roman konusu olacak kadar malzeme içerir. Vakıfların camilerden topladığı halılar da ayrı bir soru işaretidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın camilerden toplanan, korunması gereken değerli bir kültür mirası olan Türk halı ve kilimlerinin bugün nerede ve kimlerin elinde olduğuna dair bir kaydı var mı? Bunu bilmiyoruz. Bu sorun, Türkiye'nin kültür politikasına ilişkin en can alıcı soruları da içinde barındır.

Son yıllarda yapılan camileri bir kenara koyarsak, Anadolu'nun dört bir yanında büyüklü küçüklü on binlerce camiyi dolduran yüz binlerce el dokuması antika halı ve kilimler şimdi nerede? Kimler satın altı, kimlere satıldı, kimler sattı, hangi ülkelere götürüldü, kimlerin saraylarını, köşklerini, lüks konutlarını süsledi? Hangileri, kimlerin depolarında kıskançlıkla saklanıyor? Bütün bu sorulara yanıt verecek bir kurumumuz var mı?

Anadolu'nun on binlerce camisinin ruhunu oluşturan el dokuması halı ve kilimlerin büyük bir aymazlıkla yok edilip yerine sentetik halıların konulması, estetik bir kayıptan daha fazlasıydı. Alnını seccadeye koyan bir inanan, kendi boyunun, kültürünün, köklerinin simgelerinin üzerinde her gün kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bilebildiği bir ritüeli tekrarlıyordu. Şimdi ise uçsuz bucaksız bir okyanusta kaybolmuş gibi…

İLGİLİ YAZI İÇİN: 

https://gazeteciyazaryusufyavuzblog.wordpress.com/2018/11/17/halisini-yitiren-turkler/

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20