Vakıflar Genel Müdürü Ertem’den ’Kesik Minare’deki külaha’ ilişkin açıklama

Antalya Tarihi Kaleiçi’nde Bulunan Ve Geçtiğimiz Günlerde Külah Konulan 'kesik Minare' Olarak Anılan Şehzade Korkut Cami Hakkında Açıklama Yapan Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, “bu Külahın İlave Edilmesine Yönelik, 'kentin Hafızası Yok Ediliyor' Diyerek Olumsuz Propaganda Yapıldı. Temel Gerekçeleri De Şuydu: Venedik Kriterlerine Aykırı Hareket Ediliyor. Şimdi Mimarlar Odası’na Sesleniyorum. Ya Venedik Kriterlerinden Bir Haberler, Ya Da Venedik Kriterlerini Bilerek Çarpitiyorlar” Dedi.

Vakıflar Genel Müdürü Ertem’den ’Kesik Minare’deki külaha’ ilişkin açıklama

Antalya tarihi Kaleiçi’nde bulunan ve geçtiğimiz günlerde külah konulan ’Kesik Minare’ olarak anılan Şehzade Korkut Camii hakkında açıklama yapan Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, “Bu külahın ilave edilmesine yönelik ’Kentin hafızası yok ediliyor’ diyerek olumsuz propaganda yapıldı. Temel gerekçeleri de şuydu; Venedik kriterlerine aykırı hareket ediliyor. Şimdi Mimarlar Odasına sesleniyorum. Ya Venedik kriterlerinden bir haberler ya da Venedik kriterlerini bilerek çarpıtıyorlar” dedi.

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, restorasyon çalışmaları devam eden Tekeli Mehmet Paşa Camii ve Şehzade Korkut Camii’nde (Kesik Minare) incelemelerde bulunarak, çalışmalar hakkında bilgi aldı. İnceleme sonrası gazetecilere açıklama yapan Ertem, restorasyon çalışmalarının iyi gittiğini ve en kısa zamanda tamamlanacağını kaydetti. Ertem, “Tekeli Mehmet Paşa Camii’ni yerinde görmek istedim. Çünkü orası oldukça orijinal bir cami. Şehzade Korkut Camii’nde ise yıkılan bir yeri tekrardan ibadethaneye çevirmek için bir çabamız var” dedi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak 2002 yılından bu yana 5 bin 250 eserin restorasyon çalışmalarına başladıklarını dile getiren Ertem, sadece yurt içiyle sınırlı kalmadıklarını, yurt dışında da restorasyon çalışmalarına başladıklarını belirtti.

"Ekibimizin çalışmalarıyla yaklaşık 750 eserin Türkiye’ye getirilmesi sağlandı"

Yurt dışına kaçırılan eserler hakkında da açıklamada bulunan Adnan Ertem, “Bizim kendi teknik ekibimiz var. Bütün mevcut eserlerimizin fotoğraflanmasını yaptık. Hepsinin envanter fişleri var. Bu envanter fişlerle birlikte kayıtlarımız tutuluyor. Eğer bu eserlerimiz özel koleksiyonlarda değilse, herhangi bir müzayedede eserlerimizi gördüğümüz anda envanter fişlerini göstererek bu eserlerin bize ait olduğunu delillendirip, Türkiye’ye getirilmesini sağlıyoruz. Ekibimizin çalışmalarıyla yaklaşık 750 eserin Türkiye’ye getirilmesi sağlandı” diye konuştu.

"Danıştaydan lehimize karar çıktı"

Şehzade Korkut Camii’yle ilgili olumsuz yorumların ve dedikoduların olduğunu vurgulayan Ertem, sözlerine şöyle devam etti:

“2011 yılında burasının projeleri müze alanı olarak onaylandı. Akabinde biz Yüksek Kurula itiraz ettik. Anıtlar Yüksek Kurulu ise bu itirazımızı kabul etti ve müze alanı korunarak ve cami fonksiyonu verilerek, bir restorasyon çalışması yapılması konusunda karar aldı. Antalya Mimarlar Odası, Anıtlar Yüksek Kurulunun bu kararına karşı dava açtı. Antalya Mahkemesi bu itirazı kabul etti. Biz de müdürlük olarak Danıştaya iptal müracaatında bulunduk. Akabinde Danıştaydan lehimize karar çıktı. Yani yerel mahkemenin kararını bozdu. Bu bozma işleminin ardından biz burada restorasyona başladık. Bozma kararı ise Anıtlar Yüksek Kurulunun kararının doğru olduğunu, müze alanının korunarak cami fonksiyonlarının yapılacağı kararımızı doğru buldu. Biz de restorasyona başladık.”

"Camiye karşı olan karşıtlıklarını ortaya koyuyorlar"

Restorasyon çalışmasının ardından bazı kurumların çeşitli eylemler düzenlediğine değinen Ertem, herkesin esas niyetini açıkça belli etmesi gerektiğini söyledi. Camiye geçtiğimiz aylarda takılan külahla ilgili tepkilere ilişkin de Ertem, “Bu külahın ilave edilmesine yönelik ’Kentin hafızası yok ediliyor’ diyerek olumsuz propaganda yapıldı. Temel gerekçeleri de şuydu; Venedik kriterlerine aykırı hareket ediliyor. Şimdi Mimarlar Odasına sesleniyorum. Ya Venedik kriterlerinden bir haberler ya da Venedik kriterlerini bilerek çarpıtıyorlar. Burası bir arkeolojik kalıntı değil. Yüz sene öncesine kadar burası cami olarak kullanılmış ve bir fonksiyon icra etmiş. Kesik Minare ise Osmanlı döneminde ilave edildi. Osmanlı dönemi eserleriyle alakalı siz arkeolojik kalıntı uygulaması yapamazsınız. Venedik kriterleri, yüz sene öncesinden kullanılan bu eserin orjinaline uygun yapılmasını emreder. Olduğu gibi kalmasını değil. Osmanlı dönemine ait bütün eserleri restore ediyoruz. Ve bunu da Venedik kriterleri esasları çerçevesinde yapıyoruz. O kişiler tahmin ediyorum ki ’Kesik Minare’ adlandırması kılıfı adı altında camiye karşı olan karşıtlıklarını ortaya koyuyorlar” şeklinde konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER