Salgın dünyada savaşları bitirdi ama bizim siyasetteki gerilimi bitiremedi

ÖZEL HABER: Koronavirüs salgınının Türkiye'de de başlamasıyla siyasi hayatta grup toplantıları, toplu açılışlar iptal oldu. Sessizlik çok sürmedi, son olarak Diyanet İşleri Başkanı'nın açıklamaları, Ankara Barosu'nun karşı çıkışları, sırasıyla AK Parti, MHP ve CHP den gelen keskin açıklamalarla siyasette ipler gerildi... Akıllara "acaba bir baskın erken genel seçim mi geliyor" sorusu geldi.

Geçmişte MHP'nin daha sonra da İYİ Parti'nin Antalya İl Başkanlığı görevini yapmış, aynı zamanda hukukçu Nizamettin Sağır ile ‘’Antalya'dan Ankara'yı’’ değerlendirdik. Antalya 3T Gündem'in sorularını yanıtlayan Nizamettin Sağır, "Bir erken seçim havası var sanki havada" diyerek gerekçelerini anlattı: "Bütün dünya salgından dolayı birbirleriyle olan savaşı durdurmuşken, insanoğlu can derdine düşmüşken, Cumhurbaşkanı'na bakıyorum, televizyon konuşmalarına cumhurbaşkanı olarak başlıyor ama parti genel başkanı olarak devam ediyor. İktidar gerilim siyasetini strateji haline getirdi. Salgınla mücadeleden sonra asıl tsunami ekonomide yaşanacak. İnsanlar ekmek derdinde. İşte bu ekonomik tsunami üzerimize gelmeden, bir baskın seçimle çıkış yapalım diye düşünülüyor sanki. Ancak bir baskın seçim bu iktidarı kurtaramayacak artık bitti."

‘’Cumhuriyet tarihimizin bütün birikimlerini sattık’’

Salgında açıklanan ekonomik paketleri eleştiren Nizamettin Sağır, "18 yıllık AK Parti iktidarında Cumhuriyet tarihimizin bütün birikimlerini sattık; fabrikalar, arsalar, madenler her şeyi sattık. 300-400 milyar dış borç kullandık. Yetmedi, toplumdan inanılmaz para topladık. Bütün bu paralar da çarçur edildi’’ dedi. ‘’Neticede bir salgın kriziyle karşılaştık ve bu devletin kasasında nakit 100 milyarı olmadığını gördük’’ diyen Nizamettin Sağır, "Vatandaşa yapılan yardımın toplamı 4-5 milyar lira. Gerisi kredi. Vatandaş krediyi neyle ödeyecek? Bir baskın erken seçim olsa bile siyaseten AK Parti'yi hiç iyi bir sonuç beklemiyor. Bu saatten sonra geçmiş olsun" ifadesini kullandı.

‘’Rahatsızlık duyuyorum, hicap duyuyorum"

Son dönemde Diyanet İşleri Başkanı'nın açıklamalarına Ankara Barosu'nun verdiği karşı cevabın çok tartışıldığını anımsatan Sağır, olayın hem yargıya taşındığını hem de siyasette kılıçların çekilmesine neden olduğunu anımsattı. Nizamettin Sağır, Diyanet İşleri Başkanı'nın açıklamalarını eleştirirken, Ankara Barosu'nun kullandığı dili de sorunlu bularak, yaşananları şöyle değerlendirdi: "İşin doğrusu Diyanet İşleri Başkanı konuşurken elbette din üzerinden konuşacak. Ancak üzülerek söylüyorum; Bizim Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bir din aliminden ziyade, hükümetin fetva makamı gibi konuşuyor. Eğer koronavirüs salgını eşcinselliğin, zinanın artmasından oldu, bunlar günahtır diyorsan, başka günahlar da var; yolsuzluk, rüşvet, yağma, kul hakkı yemek. Sen niye günahlar arasında ayrım yapıyorsun? Siyasallaşmış bir Diyanet İşleri Başkanı var. Diyanet İşleri Başkanı'nın üslubundan müslüman, milliyetçi biri olarak rahatsızlık duyuyorum, hicap duyuyorum."

Kullanılan dil yanlış

Hukukçu Nizamettin Sağır, Ankara Barosu’nun kullandığı "Şaşkınlığımız sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın devlet kurumunun başında" şeklindeki açıklamalarını da değerlendirerek, "Ankara Barosu'nun çıkışı özü itibariyle doğru ama kullandığı dil yanlış" dedi.

Güncelleme Tarihi: 02 Mayıs 2020, 11:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20