‘Garanti’den sonra ‘koruma!’

Havuz problemleriyle aranız nasıl? Ben severim. Bütçe disiplinin, muhasebenin temelidir.

Havuza ne kadar su geliyor, havuzdan ne kadar su çıkıyor. Tüm olay ve hesap, bunların toplanıp çıkarılmasından ibaret.

Hesabın tutarlı olmasının tek şartı var; açıklık, şeffaflık. Havuza gelen su da, havuzdan çıkan su da bilinir olacak. Havuza su akıtan, havuzdan dışarı su veren muslukların sayısı önemli değil. Bunlar bilindiği sürece hesapta yanılma olmaz. Çatlaklar, kaçak hortum atmalar olursa havuz dolmaz, hesap tutmaz…

Bir de yer kürenin su kaynakları sınırsız değil. Bu unutulmayacak, havuzdan ‘‘sefam olsun’’ diyerek su alınmayacak.

Ekonomimizdeki temel sorun, havuza akan su ile havuzdan çıkan suyun dengesizliği. Çıkan suyun da çarçur ediliyor olması…

Havuz hesabında şeffaflıktan kaçınan iç güçlerimiz, ‘‘dış güçler’’ diye diye, ‘‘cambaza bak’’ numarasının yeni sürümünü karşımıza çıkarmaya devam ediyor.

Yeni yıla girerken, yeni sürüm olarak ‘‘kur korumalı mevduat hesabı’’ sunulmuştu. Şimdi ‘‘enflasyon korumalı tahvil’’ çıkarılacağı konuşuluyor…

Peki önceki koruma ne kadar korumuş bir bakalım, sonra yenisi ne kadar koruyabilir, amaç gerçekten korumak mı onu tartışalım…

30 Aralık’ta bin (1.000) dolarını Türk Lirasına çevirdin, 12 bin 650 lira tuttu. Üç aylık olarak bankaya yatırdın. Bankalar azami yıllık yüzde 17 faiz veriyordu, bundan hesaplayalım.

30 Mart’ta vade doldu. Yıllık faiz 2 bin 150, onun üç aylığı da 537 lira tutar. 12 bin 560 lira ana paramız vardı. Faiz ve ana para toplamı 13 bin 97 lira oldu.

Dolar, martta 14.60’a çıktı. Bin (1.000) dolarımızı bozmasak 14 bin 600 liramız olacaktı. Aradaki farkı, kur garantisi nedeniyle Hazine verdi, karımız olmadı ama yaklaşık bin 500 (1.500) liralık zarardan kurtulduk. Bin dolarımız bin dolar olarak kaldı.

Gerçekten öyle mi?

Gerçeği görmek için fiyatlara bakmak lazım, aynı sürede fiyatlar ne olmuş…

Ben şeker, kırmızı et, makarna ve yakıt fiyatlarına baktım. Burada ikisi anlatacağım. Aynı yöntemle tüm ürünlerde bu hesabı yapabilirsiniz…

Aralık 2021’de kur korumalı mevduat hesabı uygulaması başlatıldığında, şekerin kilosu 5 lira 30 kuruşmuş, mart sonunda 7 lira 80 kuruşa çıkmış. 30 Aralık’ta 1 dolar karşılığı olan 12 lira 65 kuruşa 2 kilo 380 gram şeker alabiliyormuşuz. 30 Mart’ta 1 dolar 14 lira 60 kuruş olmuş. 14.60’ı 7.80’e böldüğümüzde, alabileceğimiz şeker miktarının 1 kilo 870 grama düştüğünü görüyoruz.

Kırmızı et (karkas), aralık ayında ortalama 60 liraymış. Mart sonunda 85 liraya yükselmiş. Aralıkta tüm paramıza (12 bin 650 lira) 210 kilo 800 gram et alabiliyormuşuz. Mart sonunda paramız 14 bin 600 lira olmuş ama alabileceğimiz et miktarı 171 kilo 760 grama inmiş.

Paranın değeri, bu değerin korunup korunmadığını ne ile belirlenir? Piyasadan alabildiği mal miktarı ile…

Dünyada dolar değer kaybetmediği halde, bu para ile alınan mal miktarı üç ay içinde böylesine azalıyorsa, döviz cinsinden biriktirdiğimiz üç beş kuruş, kurun baskılanması yoluyla tırtıklanmış demektir. Bunun başka bir açıklaması yok…

Durum böyle iken…

‘‘Enflasyon korumalı tahvil’’, talimatla belirlendiği iddia edilen enflasyona karşı ne kadar korur, bu ne kadar inandırıcı olur?

Anlaşılan o ki…

Kur garantisi ile yapılan tırtıklama yetmemiş. Havuz ve tulumba tam takır kalıp yeraltı suları da çekilince, son umutla daha derine sondaj salınır ya… Onun gibi bir kez daha ‘‘yastıkaltı’’ denilecek. Ama ortada yastık kalmadı!

YORUM EKLE

banner20