Etiketlerin arka yüzü!

Antalya’da bazı sebzeleri tarlasından, bazı meyveleri dalından toplama olanağına sahibim. Ancak atalarımız ‘‘Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz’’ demiş. Ben de teklifsiz girdiğim bahçe ve tarlalarda iz bırakmak için pırasa ile kereviz ekimine katıldım.

Fotoğrafta görünen alan üç dönüm civarında. Yarısında pırasa, yarısında kereviz dikili. Fideleri beş işçi dikti. İki kişi de dikimcilere fide dağıttık.

Fide dağıtırken, daha ilkokulda şarkı olarak öğrendiğim şu maniler dilime dolandı.

‘‘Bahçelerde kereviz
Biz kereviz yemeyiz
Bize Sinoplu derler
Biz güzeli severiz…’’

‘‘Bahçelerde pırasa
Yaprağına kar yağsa
Kızlar kocasız kalsa
Oğlanlara yalvarsa…’’

Bunlar hemen herkesin bildiği manileri ve kereviz manisindeki ‘‘Sinoplu’’, adı üç heceli olan her yöreye uydurulup söylenir. Bir de ‘‘biz kereviz yemeyiz’’ satırı, çocuklar kerevizi sevsin diye ‘‘biz kereviz severiz’’ olarak değiştirildi.

Pırasa manisinde bir değişiklik var mı bilmiyorum, ‘‘Bahçelerde pırasa/ götür ye kasa kasa’’ diye pazarcı çağrışlarını anımsıyorum.

Fakat iki sebzenin ekim ve dikim süreçleri ile maliyetlerini dikkate alınca, kerevizi ne kadar sevsek de yemenin zor olacağını, pırsayı da kilo ile alabilirsek şükredeceğimizi söyleyebilirim.

Maliyeti anlatayım, oluşabilecek tezh fiyatına, haklı olup olmadığıma siz karar verin.

Gördüğünüz pırasa fidelerini, maliyeti düşürebilmek için çiftçi kendi yetiştirdi. Fidelerin tohumu haziran ayında ekildi. Üç aya yakın sürede gübrelenip ilaçlandı, birkaç gün ara ile sulandı. Yatıp çürümemesi için belirli büyüklüğe gelince uçları kırpıldı.

Dikim zamanı gelince fideler söküldü, büyüklüklerine göre ayrıldı, uçları tamamen kırpılarak dikime hazır hale getirildi. Bunun her aşamasında çiftçi hem kendi çalıştı, hem işçi çalıştırdı.

Kereviz fideleri ise hazır alındı; tanesi 30 kuruş.

Pırasa fidesinin sayısını bilmiyorum. Kereviz fidelerinin sayısı 8 bin, fideciye toplam 2 bin 400 lira ödendi.

Ücretli beş işçi yarım gün çalışarak bunları dikti. nlük ücret 80 lira. Tarla sahibi ve ben fideleri dağıttığımız için iki işçi tasarrufu oldu. Normalde bunlar da yövmiyedir.

Bunun bir de hazırlık süreci var.

Önce yabani otlara karşı ilaçlanıyor. Otlar kuruyunca tarladaki hortumlar toplanıp tarla sürülüyor. Gübreleniyor. Sonra patoz çekilerek kesekler ufalanıp düzleniyor. Hortumlar tekrar seriliyor, kontrol ediliyor, çatlayıp eskimiş olanlar değiştiriliyor.

Bundan sonra fideler dikiliyor.

Dikilen fidelere belli aralıklarla gübre ve ilaç verilecek, sıcak bölgede olduğumuz için iki-üç güne bir sulanacak. Yetişene kadar en az iki kez çapalanacak. Her çapa beşerden 10 yövmiye demek.

Gübre ve ilaç fiyatlarını bilmediğim için kalem kalem hesaplayamayacağım fakat sulama kuyusu için ayda 500 ila bin lira arasında elektrik faturası geldiğini biliyorum.

Bunlar yetiştiğinde tarladan koşarak pazara gitmiyor. Sökülecek, kökleri kesilecek, toprakları ile sarı ve lekeli yaprakları temizlenerek paketlenecek. Toptancı haline götürülecek. Nakliyesi var, komisyon ve bazı vergiler binecek…

Bir ricam var! Çarşıda pazarda ulu orta ‘‘Bu kadara kereviz, pırasa mı olur’’ demeyin! Yüreğiniz yetiyorsa, ‘‘itibardan tasarruf’’ isteyin.

En azından tarım girdileri ve ürünlerindeki vergiler sıfırlansın, ucuzluğun yolu açılsın.  

YORUM EKLE

banner20