Erdoğan niye bu açıklamayı yaptı…

Hep şunu söylerler, “Tayyip Erdoğan, 20 yıldır bu ülkede girdiği her seçimi kazandı.”

Evet doğrudur.

Ancak şöyle bir soru soralım.

“Erdoğan başarılı olduğu için mi bu seçimleri kazandı?”

Sanmıyorum…

Gelin bu seçimleri nasıl kazandığına bakalım:

Seçim kazanmak için bir çok şartın bir araya gelmesi gerekir.

Seçim finansmanı, medya gücü, sermaye desteğini bir yana bırakalım.

Bunlar çok bilinen argümanlar.

Bence seçim kazanılmasında en önemli iki etken var.

Birincisi, “gerekirse hayali düşman yaratmak.”

Dış güçler, iç güçler ve tanımlaması belli olmayan benzeri güçler olduğunu beyan ederek mağduriyet yaratmak…

Bu söylemin hedefi, yeni seçmen kazanamazsa bile kendi seçmeninin kaçmasını önleyerek konsilide etmektir.

İkincisi, bu söylemlerle –gerçek olmazsa bile- gereken algıyı yaratmak…

Son 6 aydır cumhiriyet tarihinin en ağır bunalımını yaşıyoruz.

Toplumun yüzde 80 ni yoksulluk sınırının, yüzde 40 da açlık sınırının altında yaşıyor…

Kendi seçmeni bile “artık yeter, buraya kadar” demeye başladı.

Ne cennet vaatleri, ne İslami sabır çağırıları, ne ayetler, ne şiirler ne de hamaset söylemlerinin artık yetmediğinin kendisi de kurmayları da farkında…

Ve hemen her zaman ki gibi en azından kendi seçmenini konsilide edebilmek için muhalefete yönelik “hayali” bir kurguyu tehditkar bir dille ifade etti.

Ekonomik kriz gerekçesiyle “sokağa döküleceklermiş, meydanlara çıkacaklarmış. 15 Temmuzu hatırlayın. Sizi önümüze katar gideceğiniz yere kadar kovalarız…”

Bu açıklamadan sonra başta muhalefet olmak üzere herkes şokta…

Muhalefetin sokağa çıkmak, meydanlara inmek gibi bir hazırlığı olmadığı halde böyle bir açıklamanın hedefi, kararsızlığa düşmüş seçmenini yeniden kazanmak, mevcudun da konsilide edilmesini sağlamak.

Havuz medyasından başka bir televizyon kanalı izlemeyen kararsızlara yaşadıkları ekonomik krizi unutarak “vay be, baksana ülkeyi yine karıştıracak şu solcular. Reisi yedirmeyiz..” dedirtmek…

Tabi asıl komik olanı ise muhalefetin yalvarırcasına “vallah billah böyle bir şeyi düşünmüyoruz, yok öyle bir şey” demesidir.

Çok traji-komik bir duruma geldik.

Ülke her alanda en derin krizleri yaşıyor ve bu krizlerden etkilenen insanların, anayasal hakları olan itirazlarını sokaklarda, meydanlarda yükseltmeleri engelleniyor…

“Erdoğan böylece attığı bir taşla, bir çok kuşu vurmuş oldu.

Hem kendi tabanının konsilide olmasını sağlamaya çalıştı –bunda başarılı olup olmadığını ilerde göreceğiz- hem insanların anayasal haklarını kullanmalarının önüne geçti, hem de muhalefeti eylemsizliğe sürükledi.”

Gerçek anlamda ise, insanların meydanlara inmesi ya da sokağa çıkmalarının, hala rüyalarına giren en büyük korkusu olan “Gezi direnişi” benzeri eylemlerin engellenmesi için bir ön alma çıkışı yapmasıdır.

YORUM EKLE