Asgari ücret TÜİK’in asgari yaşam şartlarına göre değil en düşük memur maaşına göre göre belirlenmelidir

Ülkemizde işçilerin çok büyük bölümü asgari ücret ve asgari ücrete yakın bir ücretle çalışmaktadır. Asgari ücret bırakın geçinmeyi, açlık sınırının bile oldukça altında kalmaktadır. Bugünkü haliyle asgari ücret açlık ücreti haline gelmiştir. Asgari ücret ile asgari yaşam koşulları arasında sıkışıp kalan milyonlarca emekçi, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için borç batağına sürüklenmiştir.

Asgari ücret TÜİK’in asgari yaşam şartlarına göre değil  en düşük memur maaşına göre göre belirlenmelidir

Asgari geçim koşullarının zorlaştığı ülkemizde, ekonomik ve sosyal yaşam şartları her geçen gün kötüye gitmektedir.  Ekonomik kriz çarşıda, pazarda, marketlerde ve alışverişin yapıldığı tüm noktalarda ağır şekilde hissedilmektedir.

TÜİK’in bir işçinin aylık gıda harcaması ile ilgili belirlediği rakamlar ise şu şekilde: Ağır statüdeki işlerde 2 bin 331, orta statüde 2 bin 86, hafif statüde de bin 940. Asgari ücret görüşmelerindeki TÜİK rakamları gerçekçi değildir. TÜİK, resmi enflasyon ve işsizlik rakamlarını AKP iktidarının hedeflerine uydurmak için çaba göstermektedir. Böyle bir ortamda sürdürülen asgari ücret belirleme çalışmaları  milyonlarca işçiyi umutlandıracak bir rakamın çıkmasını engellemektedir.

Asgari Ücret Tespit Komisyonun üçüncü toplantısında patron-hükümet ortaklığının 2 bin 250 lira civarındaki teklifi ülke koşullarıyla uyumlu değildir. İnsan onuruna yaraşır bir asgari ücret için yapılması gereken açıktır. İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan komisyon, 2020’de geçerli olacak asgari ücret belirleme şartlarını TÜİK’in işsizliğine, enflasyonuna ve asgari ücret koşullarına göre belirlemekten vazgeçmeli ve en düşük memur maaşının yaşam maliyetine göre belirlemelidir.

Bugüne kadar asgari ücrete yapılan artışların büyük kısmı, AKP iktidarı tarafından patronlara ekonomik teşvik, vergi ve sigorta pirimi indirimi şeklinde geri verildi.

Ekonomik kriz nedeniyle 2020 bütçesi üzerinden sermayeye paralar akıtılacaktır. Buna rağmen asgari ücrete yapılacak artışın şimdiden patrona maliyet olarak değerlendireceklerini kestirmek zor değildir.

Eriyen maaşlar, artan borçlar, artan işsizlik ve enflasyon koşullarında, emekçiler; temel besin maddelerini dahi karşılayamaz duruma getirilmiştir. Hayat pahalılığı yurttaşlarımızı açlık ve yoksullukla boğuşmasına neden olmaktadır.

Emekçilerin insanca yaşayacak ücret ve insanca çalışma koşulları için örgütlenmesi gerekmektedir.  Örgütlü mücadelenin büyütülüp güçlendirilmesi sağlanmadıkça, asgari ücrette yaşanacak artışın maliyeti olarak değerlendirilmesi ve ekonomik krizin yükü işçilerin sırtına yıkılması kaçınılmaz görünmektedir.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; asgari ücretin sadece çalışanların değil ailelerinin de temel ihtiyaçları dikkate alınarak belirlenmesini istiyoruz.  2020 yılı başında en düşük devlet memuru maaşı 3 bin 505 lira düzeyine yükselecektir. Bu nedenle de asgari ücretin de  2020 yılı için net 3 bin 505 lira olarak belirlenmesini bekliyor ve istiyoruz.

Mehmet BALIK

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu

Genel Başkanı

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER