Döviz, enflasyon, denge ve dış güçler!

Döviz aldı başını gidiyor. Fiyatlar peşinden koşturuyor.

Fiyatlar yükselip Türk Lirası değer kaybedince, parası olan döviz veya stoklayabileceği mal alıyor. Bu talep artışı nedeniyle döviz ve mal fiyatları artıyor.

Döviz pahalanınca, mal pahalıya üretiliyor. Üzerine bir de talep artışına bağlı pahalılık ekleniyor. Artış her döngüde daha yükseliyor. Talep ve maliyet enflasyonunun iç içe geçtiği bir anafor (girdap) oluşuyor…

Buna ekonomi dilinde ‘‘döviz-enflasyon’’ sarmalı denir. Bu aşama, ‘‘Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan’’ tartışması gibidir.

Burası çok önemli…

Döviz-enflasyon döngüsü devam ettiği sürece bir kesimden bir kesime servet akar-aktarılır.  Zamanında ve doğru müdahale edilmiyor ise bu akışa bilerek ve isteyerek göz yumuluyor demektir.

‘‘Gökten süt yağsa onu dolduracak testi yine zenginde bulunur’’ diye bir Rus atasözü var. Bu akışın-aktarmanın nereden nereye olduğunu anlayın gayri.

Gelelim bu durumun temel nedenine…

Ekonomide sağlıklı işleyişin kuralı denkliktir. Bu; ‘‘giren-çıkan’’, ‘‘ arz-talep’’, ‘‘üretim-tüketim’’ denkliğidir. ‘‘Şu dengesi, bu dengesi’’ diye duyduklarınız da bu anlamdadır. Bunlar eşit veya eşite yakın ise yağınızla kavruluyor, dosta düşmana el açmadan emeğiniz ve onurunuzla yaşıyorsunuz demektir.

Denklik fazla vererek bozuluyorsa zenginleştiğinizi, açık vererek bozuluyorsa yoksullaştığınızı gösterir.

Açık borç-ödünç alınarak kapatılır. Denkliği sağlamak için çaba harcamak yerine borçlanmaya devam dilir ve borç borçla kapatılırsa, yukarıda anlattığım gibi bir başka sarmala girilir: Borç sarmalı…

Döviz-enflasyon sarmalının temelinde, işte ‘‘denk’’sizlik ve bu borç sarmalı yatar.

Piyasa ekonomisinde sağlıklı işleyiş için denkliğin yanında en az onun kadar önemli bir koşul daha var; o da rekabet!

Bunu market indirimi gibi ya da ‘‘benim torpilim senin torpilini döver’’ gibi kayrılma-kayırmacılık yarışı olarak anlamayın! Her işin rekabet ortamında yapılması demektir.

Ülkemizde yarım yamalak uygulanır gibi olan piyasa ekonomisinin bu kuralı, maalesef AKP döneminde tamamen terk edildi. Özellikle kamu işlerinde ihale yerine paylaşım-paylaştırma egemen oldu.

İhtiyaç duyulmayan yatırımlar yapıldı, bunların içinde bile gereksiz işler yapılarak kaynaklar sen ben bizim oğlan arasında üleşildi. Biz yine de ‘‘çarçur edildi’’ diyelim.

Buna bir de saltanat savurganlığı eklendi.

Sonuçta, zaten olmayan denklik iyice bozuldu, bugünkü durumlara düşüldü!

Neden olarak ‘‘dış güçler’’ deniliyor ya…

Hepsi fasarya…

Reçete ve faturaya gelince…

Her zaman filler tepişir veya gezinir, çimenler ezilir

YORUM EKLE

banner20

banner21