DİJİTAL ORTAÇAĞ-I -“Winter is coming”

1824 yılında Avrupa’nın Orta Çağ’a, engizisyon dönemine tekrar döneceğini yazan olmuş. 1895’te bir yazar, uzun zamandır devam eden küreselleşme nedeniyle beyaz ırk ile sarı ırkın karşı karşıya geleceğini, sarı ırkın galip olacağını, daha sonra ise siyah ırkın sarı ırkı yeneceğini ve Orta Çağ’a dönüleceğini yazmış. O yıllarda bir başkası, Çin nüfusunun 400 milyon olduğunu, 60 yılda 800 milyona çıkacağını, “sarı Avrupa”nın ikinci Orta Çağ’a gireceğini yazmış. 1920’lerde Avrupa’nın teknolojiye çok bağımlı hale geldiğini, enerji kaynaklarının tükenmesi halinde yeni bir Orta Çağ başlayabileceğini düşünenler olmuş. Hatta Cebelitarık’a baraj kurmayı, Akdeniz suyunun bir kısmını Afrika çöllerine akıtmayı hem elektrik üretmeyi hem de Akdeniz kıyılarından kullanılabilir alan elde etmeyi önerenler çıkmış. Teknolojik felakete bağlı yeni Orta Çağ kavramı 1970’lerde tekrar gündeme gelmiş. Bugünlerde ise insanoğlunun bütün bilgilerinin bilgisayarlarda veya elektronik ortamda stoklandığını, elektronik veya siber dünyada bir felaket durumunda bütün “hafıza”nın yok olacağını ve Orta Çağ benzeri bir dönem yaşanabileceğini yazanlar bulunuyor. Son yıllarda ekonomik ve ekolojik çöküş teorileri de artmaktadır. Yani Orta Çağ’a dönüş düşüncesi yeni değil, 200 yıllık tarihi var.

Ciddiye almamız gereken Yeni Orta Çağ kavramı ise A. Minc’e ait. Minc, dijitalleşmenin bilgi ve haber kaynaklarının çoğalmasına, devletlerin kontrolü kaybetmesine, toplumların bölünmesine ve kabileciliğin gelişmesine, merkezi yapıların yıkılmasına, modern toplumun yerini mafya türü yapıların hakim olduğu, insanların akıl ve bilim yerine korkulara, içgüdülere, basit ideolojilere kapıldıkları gri topluluklara bırakmasına neden olacağı görüşünü yaklaşık 30 yıl önce yazdı.

Şimdi şunu görebiliyoruz; post-truth veya gerçek ötesi düşünce dönemindeyiz, yani “gerçekliğin yerini mitler-imaj alıyor”, “akıl ve algı-inanç arasındaki sınır kayboluyor”, bilime ve evrensel-ortak değerlere güven-ilgi azalıyor. Dijital çağ popülizmi sürü psikolojisini beslemektedir. Temelsiz veya yapay beslenen bir korku, güvensizlik, tehdit duygusu yayılıyor (yabancılar, ötekiler, dış tehditler, mülteciler..). Toplumsal bağlar alt kimlikler, etnisite, mezhep, siyasal mensubiyet, bağlı olunan topluluklar üzerinden kuruluyor. Dijital topluluklar, cemaatler oluşuyor, sürü psikolojisi oluşumu hızlanıyor.   Hukuk ve meşruiyetin yerini güç alıyor. Güç arzusu, hayranlığı büyüyor. Güç dağılması uluslararası, yerel boyutlarda dijitalleşme ile hızlanıyor.  Güç merkezleri çoğalıyor, asimetrik güç mücadelesi gelişiyor.

Orta Çağ, tarımsal rantın, bilgisizliğin, korku ve şiddetin geçerli olduğu bir dönemdi. Günümüzde rant, finans kapitalizminden, metropol rantlarından ve tekel rantlarından kaynaklı ve zirve noktasında. Dijital Orta Çağ’ın ekonomik, politik, kültürel koşulları oluşmuştur, oluşmaktadır. Öğrenmek, bilgi sahibi olmak, bilgi üretmek de giderek daha zor hale gelmektedir.

Dijitalleşme ve popülizm yeni bir küresel dalga biçiminde ekonomi, siyaset, kültür gibi her alanı etkilemektedir. Orta Çağ cahil cüretten yana bir çağdır ve insanoğlu akıl ve bilgiye değil, sorunları artıracak biçimde tam tersi yönde içgüdüsel içe kapanmaya teslim olmaktadır.  Elbette tarih boyunca olduğu gibi teknoloji durmayacak, değişmeye devam edecek, insanoğlu teknolojiyi her zaman olduğu gibi gecikmeyle, kesintilerle, isyanlarla, savaşlarla ve sonradan aklı başına gelerek izleyecek. Teknoloji zamanı, mekanı küçülttüğü için küreselleşme durmayacak, yeni bir kesintiyle devam edecek. Ancak, bu kesinti veya bu kısa Orta Çağ dönemi karanlık bir çağ olacak.

Daha büyük sorun şu ki, uluslar, sınıflar ve bireyler düzlemlerindeki farklar çok büyük olacak. Endüstri 4.0 çağına giren çağdaş topluluklar, dijital Orta Çağ toplulukları, sanayi toplulukları, sanayi öncesi topluluklar, tarımsal Orta Çağ toplulukları aynı dönemde kaotik bir birliktelik içinde yaşayacaklar, hatta yaşamaya başladılar, başladık. Bu çok katmanlı dünyada alt katmanlardan birisinde yer almak farkında olanlara daha fazla acı verecek, vermektedir.

Böyle bir çağda yayın yaşamına başlayan bir internet medyası organı, internette yazı yazmak, dijital Orta Çağ sürecini hızlandırmaya katkı anlamına da gelebilir. Çünkü bu dijital dağılma, bilgi üretimi için gerekli koşulların tam tersi yönündedir. Bilgi üretimi en basit çerçevede topluluk, süreklilik ve tartışma gerektirir. Bu tür dijital dağılma bu yapıyı sağlamamaktadır.

Diğer taraftan, Türkiye’de yeni Orta Çağ kavramını en iyi düzeyde yazmış olan ünlü yazarımız, “barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar” sözünü hatırlatıyor ve “bazergan-kent”lerdeki serf-uzmanların bunu yapamayacağını haklı olarak dile getiriyor.

Dolayısıyla umalım ki, bu platform, zamanla bir topluluk ve sürekli tartışma yeri olmaya dönüşsün, dağılma yerine toplanmaya, yetkin insanların katılmasına ve belki bir bilgi üretme nüvesi oluşmasına vesile olsun.

YORUM EKLE

banner20

banner21