Türkiye’nin iklim kriziyle sınavı

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulunda iklim eylemcisi gibi konuştu, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşmasını Ekim ayında TBMM’nin onayına sunacağını açıkladı...

Türkiye’nin iklim kriziyle sınavı

Yusuf Yavuz

2050’ye kadar sera gazı emisyonlarının sıfırlanması doğrultusunda ülkelerin ortak çalışmasını sağlamayı ve iklimi değiştirmeyen bir dünya inşa edebilmeyi hedefleyen Paris İklim Anlaşmasını imzalayan ancak onaylamayan az sayıdaki ülke arasında bulunan Türkiye, Erdoğan’ın açıklamasıyla yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duyurduğu kararı geç de olsa olumlu bir adım olarak görenlerin yanı sıra iktidarın 3 milyar dolarlık ucuz kredi uğruna yaptığı bir hamle olarak yorumlayanlar da oldu. İşte kömürlü termik santrallere destek vermeyi ve orman arazilerini imara açmayı sürdüren, bir yandan seller, bir yandan da orman yangınlarıyla sınanan, denizleriz müsilaja bulanmış Türkiye’nin iklim kriziyle inişli çıkışlı imtihanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının yankıları…

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 100’den fazla ülke liderinin katılımıyla ABD’nin New York kentinde gerçekleşen Birleşmiş Milletler (BM) 76. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin Paris İklim Anlaşmasını Ekim ayında TBMM’nin onayına sunacağını duyurdu.

Uzun konuşmasında küresel iklim krizine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değerlendirmelerinde öne çıkan bazı başlıklar şöyleydi:

‘İNSANOĞLU DÜNYANIN SUNDUĞU KAYNAKLARI HOYRATÇA KULLANDI’

“-İnsanoğlu, tarih boyunca sürdürdüğü gelişme ve kalkınma arayışında, dünyanın bize sunduğu kaynakları, maalesef hoyratça kullanmıştır. Asırlardır devam eden bu sürecin sonunda, tabiatın kendi dengesi dışında, tamamen insanoğlunun yol açtığı tehditlerle karşı karşıya bulunuyoruz. İklim değişikliği, hava kirliliği, su ve gıda güvenliği, biyoçeşitliliğin kaybı gibi başlıklar altında toplayabileceğimiz sorunlar, insanlığın geleceğini belirsizliğe atacak boyuta ulaşmıştır. Bu başlıklardan iklim değişikliği, çevre sorunu olmanın ötesinde telafisi imkânsız sonuçlara yol açması bakımından, üzerinde özellikle durulması gereken bir konudur.

‘NEW YORK KASIRGA VE YAĞIŞLAR YÜZÜNDEN ZOR GÜNLER GEÇİRDİ’

-Mesela içinde bulunduğumuz New York şehri, sadece iki hafta arayla maruz kaldığı dev kasırgaların yol açtığı ve her biri ancak 500 yılda bir görülebilen yağışlar yüzünden zor günler geçirmiştir. Avrupa’nın batısını etkileyen yağışların sebep olduğu yıkımlar, hâlâ onarılamamıştır. Türkiye olarak bu konuda en hızlı ve etkin çözümler üreten ülke olmamıza rağmen, biz de oldukça sıkıntılı günler yaşadık. Dünyadaki altyapının önemli bir bölümü son iki asrın ürünüdür. İklim değişikliğinin yol açtığı değişimleri bu altyapıyla karşılayabilmek mümkün değildir.

‘ORMANLARIN YOK OLMASI DÜNYAMIZI BEKLEYEN BİR DİĞER TEHLİKE’

-Mesela, şehir planlamalarının artık iklim değişiklinin yol açtığı sonuçlar göz önünde bulundurularak yapılması zorunlu hâle gelmiştir. En önemli karbon yutak alanları arasında yer alan ormanların, bir yandan arazi kullanımıyla, diğer yandan yangınlarla yok olmaya yüz tutması, dünyamızı bekleyen bir diğer tehlikedir. Son yıllarda yaşanan ve ülkemizi de etkileyen büyük orman yangınları, karbon depolama alanlarımızı hızla elimizden alıyor.

‘ERİYEN BUZULLAR DENİZ SEVİYELERİNİ 20 SANTİM YÜKSELTTİ’

-Genleşen su ve eriyen buzullar deniz seviyelerini son bir asırda 20 santim yükseltmiştir. Bu rakam, dünyanın son 3 bin yılındaki en hızlı artışı ifade ediyor. Şayet etkin önlemler alınmaz ve sera gazı emisyonları artmayı sürdürürse, yüzyılımızın sonunda deniz seviyelerinin bir metreden fazla yükselmesi bekleniyor. Böyle bir yükseliş, kıyı şehirlerinin ve ada devletlerinin önemli bölümünün haritalardan silinmesi demektir. Üstelik bu felaketten en çok da, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu, iklim değişikliğine neden olmayan ülkeler etkilenecektir.

‘DİKKATİNİZİ ÇEKMEK İSTİYORUM, TÜM BU SORUNLAR SADECE 1,1 SANTİGARTLIK ARTIŞLA ORTAYA ÇIKTI’

-Denizlerin bir başka özelliği de, ormanlar gibi, önemli karbon yutak alanları olmalarıdır. Atmosferde sürekli artış gösteren karbondioksit emilimi asitleşmeyi tetikleyerek denizlerdeki canlı hayatını da alt üst edecektir. Dikkatiniz çekmek istiyorum; saydığım tüm bu sorunlar sadece sıcaklıktaki 1,1 santigratlık artışla ortaya çıkmıştır.  Bu artışın 1,5 santigrata, 2 santigrata ve daha fazlasına yükseldiğinde nelerle karşılaşabileceğimizin takdirini sizlere bırakıyorum.”

ERDOĞAN: ‘PARİS İKLİM ANLAŞMASINI MECLİSİMİZE SUNUYORUZ’

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşmasını ilk imzalayan ülkelerden biri olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak, yükümlülüklerle ilgili adaletsizlikler sebebiyle henüz bu anlaşmayı yürürlüğe koymamıştık. Son dönemde bu çerçevede kaydedilen mesafenin ardından aldığımız kararı, buradan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan tüm dünyaya duyurmak istiyorum. Paris İklim Anlaşması’nı, ulusal katkı beyanımız çerçevesinde önümüzdeki ay Meclisimizin onayına sunuyoruz. Glasgow’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’ndan önce, ‘karbon nötr’ hedefli anlaşmanın onay aşamasını tamamlamayı planlıyoruz. Yatırım, üretim, istihdam politikalarımızda köklü değişikliğe yol açacak bu süreci, 2053 vizyonumuzun ana unsurlarından biri olarak kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı.

MECLİSTE ONAYLANIRSA TÜRKİYE RESMEN TARAF OLACAK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasının ardından gözler Türkiye’deki iklim eylemcilerine ve konuyla ilgili çalışmalar sivil toplum örgütlerine çevrildi. Türkiye’nin bu konuda atacağı adımlar yakından takip ediliyor. Ekim ayında Meclis’in açılmasıyla gündeme alınacak olan anlaşmanın milletvekillerine sunulup kabul edilmesi durumunda Türkiye’nin bu kararı UNFCCC (BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) Sekretaryasına iletilecek ve böylece Türkiye anlaşmaya resmen taraf olan ülkeler arasına katılacak.

AMAÇ 205’YE KADAR SERA GAZI EMİSYONLARINI SIFIRLAMAK

Paris İklim Anlaşmasının hedefi, 2050’ye kadar sera gazı emisyonlarının sıfırlanması doğrultusunda ülkelerin ortak çalışmasını sağlamak ve iklimi değiştirmeyen bir dünya inşa edebilmek. Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından önceki gün açıklanan kararla birlikte bu konuda önemli bir eşiği de aşmayı hedefliyor.

TARAF ÜLKELER  1,5 DERECE HEDEFİ İÇİN İKİ KAT ÇABA HARCAMALI

Türkiye’nin ne zaman ve ne kadar sera gazı azaltım taahhüdünde bulunacağına Ulusal Katkı Beyanı çerçevesinde karar verilebilecek. Paris Anlaşması’nın bir yaptırım uygulama ya da belli bir emisyon azaltım seviyesini zorunlu tutma gibi bir mekanizması bulunmuyor ancak 1,5 derece hedefini tutturmak için emisyonların azaltılması gerekiyor. Geçtiğimiz hafta yayımlanan Birleşmiş Milletler Sentez raporuna göre, Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefine ulaşmak için ülkelerin iklim çabalarını acilen iki katına çıkarması gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu Paris İklim Anlaşması’nın TBMM gündemine getirilerek onaylanacağına yönelik kararın ardından gelişmeyi değerlendiren sivil toplum örgütü temsilcilerinin görüşleri ise şöyle:

Özgür Gürbüz (Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi):

ÇOK GEÇ DE OLSA ÖNEMLİ BİR ADIM’

“Bu çok geç de olsa önemli bir adım. Umarız denildiği gibi Meclis’e getirilir ve onaylanır. İmza kampanyamıza destek veren 23 bini aşkın insan da bunu talep ediyordu. Elbette anlaşmanın onaylanmasıyla her şey bitmiyor. Anlaşmanın hedeflerine uygun bir şekilde sera gazı emisyonlarının sınırlandırılması, bir noktada Türkiye’nin de karbon nötr olması gerekecek. Bu da enerji başta birçok sektörde yapısal değişiklikler gerektiriyor. Kısacası, daha yapılacak çok işimiz var.”

Aslı Pasinli (WWF-Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı Genel Müdürü):

‘ULUSAL KATKI BEYANI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ’

Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında küresel işbirliğinin bir parçası olmasına yönelik bu adımı memnuniyetle karşılıyoruz. Paris Anlaşması’nın onaylanmasını takiben küresel sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlandırmaya katkı sağlayacak iddialı ve gerçekçi bir yol haritası hazırlayarak dünyaya liderlik eden ülkeler arasında yer alabiliriz. Bunun için öncelikle, halihazırda karbon emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanımızı diğer ülkeler gibi gözden geçirmeli; gerekirse şartlı olarak 2030 yılına yönelik iddialı bir sera gazı emisyonu azaltımı hedefi ortaya koymalıyız.”

Özlem Katısöz (Avrupa İklim Eylem Ağı ‘CAN Europe’ Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü):

‘TÜRKİYE ANLAŞMAYI ONAYLAMAYAN TEK OECD VE G20 ÜLKESİYDİ’

“Türkiye, Paris Anlaşması’nı onaylamayan tek OECD üyesi ve G20 ülkesi idi. Ayrıca en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada; küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 1’inden sorumlu olmakla beraber kişi başı emisyon açısından gittikçe artan bir rotada. Dolayısıyla Paris Anlaşması’nı onaylayarak gerçekçi bir hedefle sorumluluk alması, iklim değişikliğini durdurma çabalarına önemli bir katkıda bulunacak. Diğer yandan dünyada iklim krizini tek başına durdurabilecek bir ülke yok, bu yüzden de herkesin sorumluluğu oranında çözüme katkıda bulunması gerekiyor.”

Burcu Ünal (Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Projeler Lideri):

‘KÖMÜR VE DOĞALGAZDAN ENERJİ ÜRETİMİ SONLANDIRILMALI’

“Hükümetin, Paris Anlaşması’nı onaylamasının ardından yeni tüm kömür santrali projelerinin durdurulması, mevcut kömür madenciliği ekonomilerinin dönüştürülmesi, ormansızlaşma ve tarım alanlarının kentleşme, sanayi ve madenciliğe açılmasından kaynaklı emisyonların önüne geçmesini sağlayacak politikaların meclisten geçirilmesi ve uygulamaların bakanlıkların programlarına alınması bekleniyor. Ülkenin en büyük enerji ithalat kalemi olan petrol yerine geçecek elektrifikasyon sistemlerinin kurulması ise atılması gereken önemli diğer bir adım olarak öne çıkıyor. Türkiye, İklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgelerden birinde Doğu Akdeniz Havzası’nda yer alıyor ve iklim krizinin etkilerine her geçen gün daha fazla maruz kalıyor. Artık Paris Anlaşması’na taraf olacak bir ülke olarak Türkiye’nin, kömür ve doğalgazdan enerji üretimini sonlandırarak karbonsuzlaşma ve iklim krizi etkilerine uyum için somut ve acil adımlarını bir an önce atılması gerekiyor.”

Bengisu Özenç (Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği ‘SEFİA’ Kurucu Direktörü):

‘TÜRKİYE’NİN PARİS’İ ONAYLAMASI OLUMLU BİR ADIM’

“Bugüne kadar Türkiye’nin Paris’i onaylaması ve uluslararası iklim müzakerelerinde ciddi bir taraf olarak yer almasını talep ediyorduk. Türkiye’nin Paris’i onaylaması önemli ve olumlu bir ilk adım. Ama bu kadarı elbette yeterli değil. Paris Anlaşmasının 1.5 derece hedefinin gerçekleştirilebilmesi için yüzyıl ortası itibarıyla karbon nötr bir küresel ekonomiye geçilmesi gibi iddialı bir hedef var önümüzde. Bunu destekleyecek politikalar ivedilikle devreye alınmalı. Bu nedenle, Paris’in onaylanmasının açtığı bu diyalog kapısının iklim değişikliği mücadelesi tarafından net ve iddialı hedeflerin alınması taleplerini güçlendirmek ve bu yöndeki politikaların tasarımı için ortak aklın geliştirilmesi için kullanılabileceği bir döneme giriyoruz.”

Deniz Ataç (TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı):

‘KÖMÜR VE TERMİK SANTRAL YATIRIMLARINDAN VAZGEÇİLMELİ’

“Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı onaylanması çok önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. TEMA Vakfı olarak uzun zamandır anlaşmanın onaylanmasını ve taahhütlerin yerine getirilmesini talep ediyor ve gelişmeleri yakından izliyorduk. Elbette ki anlaşmanın imzalanması tek başına yeterli olmasa dahi gerçekçi hedeflerle sorumluluk alınması iklim değişikliğini durdurmak için çok önemli ve acildir. Türkiye’nin başta enerji olmak üzere madencilik ve ilgili tüm konularda iklim dostu politikalara hızla geçmesini bekliyoruz. İlk atılacak adımlardan biri iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden biri olan kömür madenciliği ve kömürlü termik santral yatırımlarından vazgeçilmesi olmalıdır.’’

Önder Algedik (İklim, Enerji ve Çevre Sorunları Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı):

‘BEN 3 MİLYAR DOLARLIK UCUZ KREDİ BULDULAR DİYE OKUYORUM’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamayı değerlendiren İklim, Enerji ve Çevre Sorunları Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Önder Algedik ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Siz Türkiye Paris İklim Anlaşması'nı onaylayacak diye okuyorsunuz. Ben 3 Milyar dolarlık ucuz kredi buldular diye okuyorum” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin iki yıl önce de 20 Eylül 2019 tarihinde benzer bir açıklamayla gündeme geldiğini anımsatan Algedik,  Türkiye’nin Paris Anlaşması töreninden dönünce yaptığı ilk işin kömürlü termik santral açılışı yapmak olduğunu kaydetti.

CHP GN. BŞK. YARD. ÖZTUNÇ: İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE ŞEFFAF BİR SÜREÇLE YÜRÜTÜLEBİLİR’

CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’de muhalefet, sivil toplum yıllardır Paris Anlaşmasının onaylanmasıyla ilgili çağrıda bulunuyor, ancak AKP her şey de olduğu gibi bunda da kendi bildiğini okuyor. Başından beri süreci kendi uhdesinde yürüten AKP’nin, Türkiye’deki çağrılarına bir yanıt vermeyip, Birleşmiş Milletler 76'ncı Genel Kurulunda bir şov gibi bundan bahsetmesinin kıymeti harbiyesi yoktur. İklim kriziyle mücadele, toplumun tüm kesimleriyle görüşerek, şeffaf bir süreçle yürütülebilir. Ancak, Erdoğan, Biden’ı, Putin’i görmeden bir karar alamıyor maalesef” yorumunu yaptı.

‘DÜNYA BANKASINDAN FON SÖZÜ ALMIŞ OLABİLİRLER’

AKP iktidarının Paris Anlaşması inadından neden vazgeçtiğine ilişkin görüşlerini de paylaşan Öztunç,  “Dünyadaki yeşil mutabakat dalgasından daha fazla kaçamazlardı. AKP, süreç boyunca Paris Anlaşmasını onaylamamak için direnmiştir. Yeşil İklim Fonuna eşdeğer Dünya Bankasından fon sözü almış olabilirler. Umarız bu fonu da hiç etmezler. Mutlak emisyon azaltım hedeflerinde sahici taahhütlerde bulunurlar. Kömür santrallerini kapatma tarihlerini açıklarlar. Adil geçiş sürecini tanımlayabilirler. Muhalefet olarak, takiplerimiz devam edecek. Paris Anlaşmasını onaylatmak yetmez, uygulatmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner20

banner21