Olimpos’ta sit derecesinin düşürülmesi yargıya taşınacak!

Antalya Kent İzleme Platformu, Türkiye’nin gündeminde tartışmalara yol açan Olimpos’taki imar planına yönelik raporunu açıkladı…

Olimpos’ta sit derecesinin düşürülmesi yargıya taşınacak!

Antalya’nın Kumluca ilçesinde bulunan Olimpos antik kentinin 2. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan kısmında 1990’lı yıllardan bu yana ortaya çıkan kaçak yapılaşmanın önüne geçmek ve yeni yapılaşmayı düzene sokmayı amaçlayan imar planı geçtiğimiz ay onaylandı. Kaçak ve ruhsatsız yapılaşmanın yoğun olduğu vadi içindeki toplam 24 hektarlık bölgede koruma amaçlı imar planı yapılabilmesi için sit derecesinin 2.’den 3’e düşürülmesi de tepkiyle karşılanmıştı. Antalya Kent İzleme Platformu, aralarında konunun uzmanları ve hukukçuların da yer aldığı bir ekiple yaptığı çalışmanın ardından Olimpos raporunu açıkladı. Olimpos’ta izlenen yolun kaçak yapılaşmayı daha da hızlandırarak arkeolojik sit alanıyla milli park üzerindeki yapılaşma baskısını artıracağı görüşü savunulan raporda, imar planına konu edilen bölgedeki arkeolojik araştırmaların devam etmesi gerektiği kaydedildi. Raporda, imar planına konu edilen alanın sit derecesini 2.’den 3’e düşüren 2017 tarihli Koruma Kurulu kararının iptali için yasal yollara başvurulacağının da altı çizildi.

Antalya Kent İzleme Platformu, Olimpos için hazırlanan ve geçtiğimiz ay Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da onaylanarak askıya çıkarılan koruma amaçlı imar planına ilişkin hazırladığı raporu açıkladı.

AV. MUSTAFA ŞAHİN: RAPOR UZMANLARIN KATKILARIYLA HAZIRLANDI

Platform Sözcüsü Av. Mustafa Şahin’in, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Beydağları Sahil Milli Parkı alanı içinde yer alan Olympos’un bir bölümü imara açılmaktadır. O nedenle Antalya Kent İzleme Platformu olarak konusunda uzman arkadaşlarımızın katkılarıyla kamuoyu ile paylaşmak üzere Olimpos raporu hazırladık. Kültür Turizm Bakanlığınca onanarak Antalya Büyükşehir Belediyesinde 28 Mayısa kadar, Kumluca Belediyesinde 8 Haziran’a kadar askıda kalacak olan imar planlarına neden itiraz edilmesi gerektiğini planlama ve koruma hukuku, bilimsel veriler ve kamusal menfaatlerimiz doğrultusunda ortaya koymaya çalıştık” dedi.

OLİMPOS’TA BUGÜNE NASIL GELİNDİ

Bölgedeki tarihi yerleşimler ve antik limanların en önemlilerinden birisine sahip olan Olimpos’un geçmişinin Helenistik çağa kadar uzandığına işaret edilen raporda, plana konu edilen bölge ve planlama süreci hakkında şu bilgilere yer verildi: “Bu alan aynı zamanda, Antalya Sarısu’dan başlayan Kumluca’da Gelidonya Burnu’na kadar uzanan ve 1972 yılında Milli Park ilan edilen çok özel bir coğrafyanın parçasıdır. 1990 yılında 1 ve 2. Derece Arkeolojik Sit alanı ilan edildikten sonra koruma sürecinde yer alan Olimpos Antik Kentinde, 2017 yılında özel mülke konu alanların 3. Derece arkeolojik sit alanı olarak düzenlenmesine karar verilmiştir. Bu karar sonrasında, ‘Koruma amaçlı imar planı’ çalışmalarına başlanmıştır. Geçtiğimiz günlerde de hazırlanan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Kumluca Belediyesi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından askıya çıkarılmıştır.

PLANA İTİRAZ SÜRELERİ 28 MAYIS VE 8 HAZİRAN’DA DOLACAK

Askı süreleri ve planlara itiraz süreleri Kumluca Belediyesi için 08 Haziran, Antalya Büyükşehir Belediyesi için 28 Mayıs tarihleridir. Hazırlanan planlar için ‘alandaki turizm talebi ve potansiyelinin değerlendirilebileceği, koruma-kullanma dengesi içinde, düşük yoğunluklu, dokuyla uyumlu, çevreye zarar vermeyen, ekolojik turizm planlaması yapılarak, alanın yasal ve planlı gelişiminin sağlanması amaçlandığı’ belirtilmektedir. Antalya Kent İzleme Platformu olarak, Olimpos imar planları ile ilgili gelişmeler değerlendirilerek, bu alanın statüsü, planlanma süreci, doğal ve arkeolojik değerleri, özgünlüğü, kamusal nitelikleri bakımından yaşanan olumsuzlukları paylaşmak, önerilerimizi duyurmak zorunluluğu doğmuştur.”

‘MEVZUATIN KAÇAK YAPILARA GEREKÇE YAPILMASI TARİHE İHANETTİR’

Askıya çıkarılan planların uygulanması veya yeniden revize edilmesinde, imar mevzuatında yer alan düzenlemelerin geçerli olacağının belirtildiğine dikkat çekilen Antalya Kent İzleme Platformu’nun raporunda, “Bu alanda ise geçmişe yönelik plan çalışması yapılarak toplumu yanıltma ve mevzuatın kaçaklara gerekçe olarak kullanılması, hukuka, bilime, tarihe, doğaya ihanet anlamına gelmektedir. Planlama geleceğin düzenlenmesi ve şekillendirilmesidir. Olympos antik sit alanında hayata geçirilen bu uygulama kaçak yapılaşmaları yasallaştırmaktan ibaret bir düzenlemedir. Bu tür planlamalar rant düşkünlüğünü, yasadışılığı ödüllendirmek kadar çevredeki kaçak yapılaşmaların da önünü açmayı sağlamış olacaktır. Askıya çıkarılan planların kesinleşmesi halinde aynı milli park sınırları içinde bulunan ve Olympos antik kentine birkaç km uzaklıktaki Adrasan’da geçen kıştan buyana sayıları 800 ü bulan kaçak yapıların da imara açılması, yine benzer yöntemlerle yasallaştırılması kaçınılmaz hale gelecektir” denildi.

‘OLİMPOS’TA İZLENEN YOL KAÇAK YAPILAŞMAYI DAHA DA ARTIRACAK’

Kaçak yapılaşmaya göz yumma ve bunları kollamanın geldiği aşamanın, çıkar çevrelerinin beklentilerine cevap verecek düzenlemeleri gerçekleştirme çabasına dönüştüğü görüşü savunulan raporda, şu görüşlere yer verildi: “İzlenen yol kaçak yapılaşmayı daha da hızlandıracak, Arkeolojik Sit Alan ve Milli Parkta yapılaşma baskısını artıracaktır. Bu durum giderek telafisi imkânsız kamusal zararlara neden olacağı tartışmadan uzak bir konudur. Askıya çıkarılan planlarda gösterilen fonksiyon alanları ile bu alanların tamamına E=0,30 ve en çok=2 kat olarak yapılaşma imkânı sağlanmıştır. Ekolojik turizm planlaması adıyla gerçekleştirilen bu planların Antalya Burdur Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 Çevre Düzeni Plan Kararları ve Uygulama hükümleri ile uyumlu olmak zorunluluğu bulunmaktadır. Üst planda yer alan Emsal (E)=0,10, parsel büyüklüğü 5.000 m2 sınırlandırılmasına aykırı olmaması, Eko-pansiyon alanının maksimum yoğunluğunun da % 10’u geçmemesi gerekmektedir.

40 BİN METREKAREYİ BULAN YAPILAŞMA PLANLA 45 BİNİ GEÇEBİLİR

Hali hazırda imara açılan alandaki yapılaşmanın tamamı kaçaktır. Kaçak olarak oluşturulan yatak sayısı 4000 adet civarındadır. Yatak başına brüt yapı alanını 10 m2 kabul edersek 40.000 m2 alan kaçak olarak yapılmıştır. Plana ait raporda ekolojik pansiyon alanı 37.464 m2 olarak belirlenmiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ile tanınan %25 ek yapılanma ile 45.000 m2 geçmektedir. Önerilen turizm yapısı alanı ile kaçak yapı alanı örtüşmekte hatta çok daha fazlası söz konusu olmaktadır. Bu durum yatak sayısının ve yapı sayısının düşürüldüğü iddiasını boşa çıkarmaktadır. Bunlara ilaveten aynı raporda Ticaret-Hizmet vb. alanları için 1000 m2 üzerinde yeni alan oluşturulmaktadır. Ayrıca plan gereği oluşturulan rekreasyon alanı, park alanlarına İmar yönetmeliği ve plan hükümleri %0,05-1 arası inşaat olanağı tanımaktadır. Plan notları içinde ‘yeni yapılaşma talepleri’ kullanımı, mevcut kaçak yapıyı kabullenmiş olduklarını göstermektedir.”

‘PLAN NOTLARI HUKUKİ UYUŞMAZLIKLARA ZEMİN HAZIRLIYOR’

Plan notlarında yer alan tevhit ve ifraz uygulamalarının hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırladığına dikkat çekilen raporda, “Zira kaçak yapıların yasallaştırılmasına bağlı olarak, yapıların sahiplerinden büyük hisseli olanlarla küçük hisse sahipleri arasında mülkiyet ve kullanım haklarından kaynaklanabilecek hukuki ihtilaflarla, bu alanın daha da yoğun uyuşmazlık ve çatışma alanı haline dönüşme riskini barındırmaktadır.  Bu doğrultuda yapılaşmanın daha sağlıklı olacağı iddiası da doğru değildir. Çünkü mevcut yapılaşmayı kısa sürede kaldırmak bugünkü anlayışla imkânsızdır. Böyle olsaydı, bu denli kaçak yapılaşmaya göz yumulmazdı. Ayrıca 2018'de çıkartılan İmar Barışı ile kaçak yapıların çoğu Yapı Kullanım Belgesi için müracaat etmiş ve belgesini almıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki anlaşmazlık, sit alanlardaki kaçak yapılarda kullanım belgesini tartışılır hale getirmiştir. Bu sorun çözülmediği sürece alanın öngörülen kullanım amacına uygun iyileştirmeler yapılması da mümkün değildir.

‘KAÇAK YAPI SAHİPLERİNE HAK ETMEDİKLERİ MENFAAT SAĞLANIYOR’

Yirmi yılı bulan ve bir türlü yaşama geçirilmeyen ‘Alan Yönetimi’ tamamlanarak uygulanmaya başlanılamaması; alan yönetimi ile birlikte bütüncül bir plan çalışması yapılmak istenmemesi; askıya çıkarılan planların gidermek istediği öncelikli kaygısının, kaçak yapılaşma sahiplerini hak etmedikleri menfaat sağlamak olarak görmemek mümkün değildir” ifadelerine yer verildi.

‘HİÇ KİMSE VE KURULUŞ DİLEDİĞİ GİBİ DAVRANMA LÜKSÜNE SAHİP DEĞİL’

Arkeolojik sit alanı olan bölgenin bir dünya mirası olduğuna da vurgu yapılan raporda, “Yasal düzenlemeler gereği olarak da hiçbir kimse veya kuruluş bu alanda dilediği gibi davranma lüksüne sahip değildir. Koruma ilkelerini fiili duruma uyarlamak kaçak yapılaşmalar kadar yasal düzenlemelere aykırıdır, her ikisi de suçtur. O nedenle tarihe ve doğaya duyarlı herkes bu alan için söz söyleme, itiraz etme, öneri getirme ve korunması için mücadele etme hakkına sahiptir, hatta görevidir. Merkezi yönetim ve yerel yönetimler askıya çıkarılan bu planları kendiliğinden iptal etmeli, en kısa sürede yanlışlarından dönmelidirler. Aksi takdirde STÖ’ler, meslek odaları, siyasi partiler, duyarlı tüm yurttaşlar, yasal itiraz haklarını kullanmalıdırlar” görüşüne yer verildi.  

SİT DERECESİNİN DÜŞÜRÜLMESİ KARARI YARGIYA TAŞINACAK

Planlanan alanda tarihi esere rastlanmadığı yönündeki açıklamalara da değinilen raporda,  plan notlarında arkeolojik değerlerin olduğu ihtimalinin kabul edildiğine ve bu nedenle yeni yapılaşma talepleri öncesinde Antalya Müzesi denetiminde arkeolojik sondaj çalışması yapılması hükmünün getirildiğine işaret edilerek, şöyle denildi: “Koruma Amaçlı İmar Planı Kavşık Boğazı ile Olympos Ören yeri Gişeleri arasında kalan arazi parçasını içermektedir ve bu alanda arkeolojik araştırmalar devam etmelidir. Bu nedenle bu alan yeniden 2. Derece sit alanı haline getirilmesi amacıyla 2017 yılında alınan Koruma Kurulunca 2. Derece Arkeolojik sit alanı kararının 3. Dereceye düşürülmesi kararının iptali için yasal yollara başvurulacaktır.

‘BELGELERDE YER ALAN KAVŞIK BOĞAZI YETERİNCE ARAŞTIRILMADI’

Çünkü; Olimpos’dan çıkan ve Kavşık Boğazı boyunca uzanarak antik kenti egemenlik sahası içerisindeki merkezlere bağlayan karayolu güzergâhı epigrafik belgelerde zikredilmesine karşın henüz yeterince araştırılmamıştır. Koruma amaçlı imar planının geçtiği arazi parçası söz konusu antik karayolu bağlantısı üzerine oturmaktadır. Özelde Likya, genelde ise Roma dönemi Güneybatı Anadolu’sunda bu türden yol güzergâhları dere yataklarını takip eden yamaçlar üzerinde konumlanmakta ve çevrelerinde farklı türde mezarlar, küçük çaplı kırsal konut yapıları ve zirai faaliyetler için oluşturulmuş tarımsal teraslarla kuşatılmaktadır. Bu nedenle ilgili alandaki yapılaşma geri dönüşü olanaksız tahribatları beraberinde taşıma riski bulunmaktadır.

‘PLANLAMA ALANINDA PALEO-COĞRAFİK ETÜDLERE İHTİYAÇ VAR’

İlgili alan önce paleo-coğrafik arazi etütleri ile araştırılmalıdır. Olimpos kentini ikiye ayırarak denize ulaşan aynı adlı ırmak, kentin konumu yanında bölgenin yerleşim dokusu ve iskân alanları üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Bugün ören yeri sınırlarının dışında kalan Batı Nekropolündeki ‘son’ mezar yapıları ve devamında pansiyonlarca kullanılan birikinti terasları yatak değişikliklerinin yüzey yapısı üzerindeki etkinlerini somut bir şekilde ortaya koyar. Bu nedenle, imar planına konu olan alanda Olympos Irmağı'nın yatak değişikliklerinin belgelenmesini mümkün kılacak paleo-coğrafik etütlere ihtiyaç vardır. Bu gerçekleşmediği sürece ilgili alanda arkeolojik sondajlarla olası kültür tabakalarına ulaşma hedefi ancak rastlantısal olarak mümkündür ve bu nedenle geri dönüşü mümkün olmayan tahribatları beraberinde taşıyabilir.

‘BİYOKÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİK ENVANTERİ TAMAMLANMALI’

Kavşık Boğazı ile Ören yeri arasındaki hattın arkeolojik rezerv alanı olarak koruması ve biyokültürel çeşitliliği araştırması gerekmektedir. Uluslararası tüzüklerde belirtildiği üzere toprak üstünde görünür bir kalıntı olmasa bile, ‘arkeolojik rezerv alanları’ oluşturulmasının gerekliliği, bununla birlikte sadece yerleşimlerin değil, aynı zamanda canlı türlerinin ve canlıların yaşam alanlarının da belirlenerek korunması için ‘biyokültürel çeşitlilik’ envanterlerinin tamamlanması geri dönüşü olmayan tahribatların önüne geçilmesini mümkün kılacaktır.”

ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER NE DİYOR

Olimpos antik kentinin imara açılmasının, hukuksal düzenlemeler, planlama ilkeleri ve arkeoloji bilimini ilgilendirdiği kadar, bu alanda oluşan kültüre de hizmet etmesi gerektiğinin altı çizilen raporda, ayrıca şu görüşlere yer verildi: “Hatırlanacağı üzere bu alanın cazibe merkezi olması çekirdek antik kente yakınlık, tampon bölge ihtiyacına bağlı olarak bakir kalmış eşsiz bir doğal ortam, asgari bir maliyet ile deniz, güneş, eşitlik ve özgürlük duygularının dünya çapında yaygınlaşması ile mümkün olmuştur. 1972 tarihli Birleşmiş Milletler Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının korunmasına dair sözleşme, 1999 tarihli Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) Uluslararası Kültürel Turizm Tüzüğü 2001 tarihli UNESCO Kültürel Çeşitlilik Evrensel Bildirgesi 2003 tarihli UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, 2005 tarihli UNESCO Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi 2014 tarihli Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) İnsani Değer Olarak Miras ve Peyzaj Bildirgesi (Floransa) TC Anayasası 63. Maddesi ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ortak ruhları birlikte ele alındığında görüleceği üzere getirilmek istenen imar düzenlemesi ile bu alanın özgünlüğü tamamen ortadan kaldırılmak istenmektedir.

KAÇAK YAPILAR YIKILARAK KONTROLLÜ ÇEKİM MERKEZİ YAPILMALI

Kaçak yapılaşmayı, aşırı kalabalığı önlemek ve bu alanı ekosistemi içinde korumak pekâlâ mümkündür. Bu durum tamamen siyasi iradenin tutumuna bağlıdır. Tüm kaçak yapılar hakkında yasal işlemlerinin tamamlanması, alanın seyreltilmesi ve kontrollü bir çekim merkezi olarak bu alandan yararlanılması da pekâlâ mümkündür. İmar planında öngörüldüğü gibi ‘mütemadi taş örgü duvar’, su basman üzerine ‘taş, ahşap vb. doğal malzemeden inşa edilecek yapılar’, arkeolojik kalıntı potansiyeli olan doğal yapıyı geri dönüşsüz bir şekilde örtecektir. Yalnızca parası olanların yararlanmasına yönelik düzenlemeler yerine, kalıcı ve sabit olmayan konaklama olanakları (çadır, karavan, bungalov) ile kitle turizmini teşvik etmeyen uygulamalar ve temel ihtiyaçların karşılanmasını öngören bir yaklaşım içinde eko-turizmin ruhuna ve bu alanın özgünlüğüne çok daha uygun düzenlemelerin mümkün olacağına ilişkin görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Bu nedenlerle ilgili olan ve bu düzenlemelerle kendini ilgili hisseden bütün çevrelerin askıya çıkarılan planlara itiraz etmeye, yerel yönetimlerin de bu itirazların gereğini yerine getirerek bu alandaki kaçak yapılaşmaları yasallaştırma, yeni imar koşulları oluşturma, bu yolla arkeolojik çalışmalara ve doğal yapıya zarar verici girişimlerinden vazgeçmeye davet ediyoruz.”

Haber: Yusuf YAVUZ

Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2020, 14:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER