Alara Çayı için ikinci kurtuluş savaşı!

Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinde bulunan Alara Çayı üzerindeki HES projesine karşı bir araya gelen köylüler, yaşam kaynağı olan sularını vermemek için direneceklerini duyurdu.

Alara Çayı için ikinci kurtuluş savaşı!

Yusuf Yavuz

Antalya’da mahkemenin iptal kararlarına rağmen, Alara Çayı üzerindeki Kesin Korunacak Hassas Alan sınırlarını da etkileyecek olan HES projesi için yeniden ÇED süreci başlatılması yöre halkının tepkisini çekti. HES projesinin bulunduğu Gündoğmuş’a bağlı Kayabükü köyünde bir araya gelen yöre halkı, kitlesel basın açıklaması yaparak projenin iptalini istedi. Bastonuyla basın açıklamasına katılan 92 yaşındaki Ahmet Demirok, “Biz suyumuzu vermeyiz. Bu suyu bizden alırlarsa biz bahçelerimizi neyle sulayacağız. Bizim gidecek başka bir yerimiz yok” diye konuştu.

ÇED KARARI İPTAL EDİLEN HES PROJESİ YENİDEN GÜNDEMDE

Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinde bulunan Alara Çayı’nda yapılmak istenen HES projelerine karşı yöre halkı 12 yıldır hukuksal mücadele yürütüyor. Vadide yapılması planlanan 8 ayrı HES ve baraj projesi bulunuyor. Bunlardan biri olan Hayat 1-2 Regülatörü ve HES Projesi için verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı, yöre halkının açtığı dava sonucu mahkeme tarafından iptal edilmişti. Antalya 1. İdare Mahkemesi’nin bilirkişi raporuna dayanarak aldığı 11 Ekim 2018 tarihli iptal kararında, “Hayat 1-2 Regülatörü ve Hidroelektrik Santraline ait dava konusu projenin hem inşaat sırasında, hem de işletmeye alındıktan sonra ekosistemin bütünlüğü üzerine etkilerinin ve alınacak önlemlerin belirlenebilmesi ve Çevre Kanununda belirtilen ekosistemin bütünlüğünün devamının ve sürdürülebilir çevre ilkesinin sağlanabilmesi için projenin sosyal, teknik, ekonomik ve çevre boyutlarının bir arada değerlendirildiği bütüncül ve tam katılımlı (paydaş katılımlı) bir bilimsel çalışmanın gerçekleştirilmesinin ÇED süreci ile mümkün olacağı sonucuna ulaşıldığından, projeyle ilgili olarak verilen dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık görülmemiştir” ifadelerine yer veriliyor.

YÜZLERCE KÖYLÜNÜN İMZASINI TAŞIYAN İTİRAZ BAKANLIĞA İLETİLDİ Ancak Hayat 1-2 Regülatörü ve HES Projesi için yeniden ÇED süreci başlatılması yöre halkının tepkisini çekti. Yaz ortasında tarımsal üretimlerini sürdüren Alara Vadisi halkı, geçtiğimiz Şubat ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca İDK (İnceleme Değerlendirme Komisyonu) toplantısı gerçekleştirilen projenin iptali için itiraz dilekçesi hazırlayan yerel halk, 760 kişinin imzasını taşıyan dilekçeyi Bakanlığa iletti.

ALARA KOYAĞI HALKI HES’E KARŞI BİR ARAYA GELDİ

Alara Uçansu Şelalesi’nin bulunduğu bölgeyi de etkilemesi beklenen HES projesinin önemli kısmının, geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Kararı ile ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ (1. Derece doğal sit alanı) ilan edilen bölgede kaldığını savunan Kayabükü köylüleri, konuyla ilgili kitlesel bir basın açıklaması yaparak tepkilerini kamuoyu ile paylaştı. 10 Temmuz’da Kayabükü köyünde gerçekleştirilen basın açıklamasına, Antalya, Alanya ve Gündoğmuş’tan çeşitli siyasi partilerin yöneticileri ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

Alara Çayı Vadisi boyunca HES projesinden doğrudan ve dolaylı olarak etkilenmesi beklenen köylerden vatandaşların da katıldığı basın açıklamasında, jandarma güvenlik önlemi aldı.

MUSA ŞANLI: ‘AMAÇ ENERJİ DEĞİL, SUYA SAHİP OLMAK’

Yaklaşık 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklamasının açılışında konuşan Kayabükü köyünden Musa Şanlı, 12 yıldır Alara Çayı’ndaki HES projelerine karşı yürütülen mücadele hakkında ve ÇED süreci başlatılan projenin getireceği sorunlara ilişkin bilgiler aktardı. Alara Çayı üzerindeki HES projesinin amacının suya sahip olmak olduğunu öne süren Şanlı, proje tanıtım dosyasında vadide yaşayan insanların varlığı ile tarım arazileri ve yaşam alanlarına yer verilmemesini eleştirdi.

KÖPRÜLÜ MUHTARI AYHAN YILMAZ: ‘GEREKİRSE NEFESLERİMİZİ VEREREK GELECEĞE NEFES OLMAYA HAZIR OLMALIYIZ’

HES projesinden etkilenmesi beklenen köylerin muhtarları adına konuşan Köprülü köyü Muhtarı Ayhan Yılmaz ise doğayı korumak adına verilen mücadeleye destek olanlara teşekkür ederek başladığı konuşmasında şunları dile getirdi: “Biz yıllar evvel bu mücadeleye çok az sayıda kişiyle başladık. Bugün bakıyorum, bu çağlayan ırmakların başında yüzlerce, binlerce kişi bu davaya gönül vermiş. Bundan onur ve mutluluk duyuyorum. Bu doğayı yaşatmanın hepimizin görevi olduğunu düşünüyorum. İşte halk burada, topluluklar burada. Bu coğrafyada yaşam çok zor ama Allah bize dünyanın cennetini bahşetmiş. Bizlere düşen görev, bu cenneti cehenneme çevirtmemek. Devraldığımız emaneti, gelecek nesillere bir çakıl taşını dahi eksiltmeden gelecek nesillere devretmek bizim boynumuzun borcudur. Nasıl ecdadımız Sakarya’da, Dumlupınar’da sizler nefessiz kalmayasınız diye nefeslerini vererek bugünkü yaşam ortamlarını hazırladılarsa, bizlerin de gerektiğinde nefeslerimizi vererek gelecek nesillerin nefesi olmaya hazır olmamız gerekmektedir.

‘TOPRAKLARIMIZI BIRAKMAYA ASLA NİYETİMİZ YOK’

Burada bizleri hiçe sayan insanlar, yarın ülkenin başına bir hal geldiği zaman o para çantalarıyla birlikte İsviçrelere kaçacaklar. Bu coğrafyalara sahip çıkacak insanlar yine bizleriz. Bizden sonraki nesillere emaneti bırakmak için büyük bir sorumluluğumuz var. Bu fedakârlığı bizler yapmak mecburiyetindeyiz. Bu cennet vatandan başka bizim yaşayacak vatanımız yok. Gidecek topraklarımız yok. Bizim topraklarımızı bırakmaya asla ve asla niyetimiz yok. Yaşamak için mutlaka direnmeliyiz.”

MÜNEVVER ŞANLI: ‘BİZİM KİMSEYE VERECEK SUYUMUZ YOK’

Basın açıklaması öncesinde kısa bir konuşma yapan Kayabükü köyünden Münevver Şanlı da, babasının köyde okul açan ilk öğretmen olduğunu anımsatarak, “Burası bizim ırmağımız, çayımız. Bizim kimseye verecek bir yudum suyumuz da yok. Bu köye okulu ilk açan, öğretmenlik yapan benim babamdı. Biz bayrağı onlardan devraldık. Şimdi bayrak bizde, burayı biz koruyacağız. Burası bizim köyümüz, burayı gelecek nesillerimize armağan edeceğiz. Kimseye verecek suyumuz da yok deremiz de yok. Maddi, manevi sonuna kadar uğraşacağız biz. Gelecek çocuklarımız, torunlarımız var, onlara devredeceğiz” ifadelerini kullandı.

ALİ SEZEN: ‘BİZİ YURDUMUZDAN EDECEK HES PROJESİNE KARŞIYIZ’

Kayabükü köyünde, Alara Çayının üzerindeki köprünün yanı başında gerçekleştirilen basın açıklamasında konuşan Emekli Öğretmen Ali Sezen ise, yöre halkının ortak itirazlarını dile getirdi. “Akarsularımız HES şirketlerine 49 yıllığına verilirken, acele kamulaştırma kararlarıyla, bizi topraklarımızdan, yerimizden yurdumuzdan edecek olan HES projelerine karşıyız” diyen Sezen, Alara Çayı üzerinde bulunan 8 HES projesinden biri olan Kamer HES’in verdikleri mücadele sonucu mahkeme tarafından iptal edilmesinin sevincini yaşarken pandemi döneminde sessiz sedasız Hayat 1-2 HES projesi için ÇED raporu hazırlanarak bakanlığa sunulduğunu öğrendiklerini kaydetti.

‘ÇED RAPORU BİLİMSELLİKTEN UZAK, MASA BAŞINDA HAZIRLANMIŞ’

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, HES projeleri için hazırlanan ÇED raporlarının neredeyse tamamına olumlu görüş verdiğini savunan Sezen, Alara Çayı üzerinde yapılması planlanan Hayat 1-2 HES projesinin ÇED raporunu incelediklerini belirterek, “İnceleyince gördük ki rapor tamamıyla bilimsellikten uzak, masa başında hazırlanmış” dedi.

ÜÇ AYRI HES İÇİN BİR ÇED RAPORU HAZIRLANMASI KANUNA AYKIRI

Alara Çayı ile Küçükçay ve Büyükçay’ın doğup geçtiği bölgede Köprülü, Kayabükü, Balkaya, Çaltı, Eski Bağ’ın Karain Mahallesi, Yeşildere, Yazlar ve Çamlıalan gibi yerleşimler bulunduğunu dile getiren Ali Sezen, vadi boyunca yapılması planlanan HES projeleri konusunda da bilgiler aktardı. Toplam 3 ayrı üniteden oluşan Hayat-2 HES projesinin uygulanacağı alanda bulunan tapulu araziler ve konutlar için kamulaştırma yapılacağının belirtildiğine işaret eden Ali Sezen, “Her bir HES için ayrı ayrı ÇED raporu gerekmekteyken, her bir HES için ayrı su kullanım anlaşması ve lisans sözleşmesi yapılması gerekirken tek bir işlemle işi bitirmeye çalışıyorlar. Bu kanunlara aykırı” diye konuştu.

ORMANLAR, TARIM ARAZİLERİ VE SİT ALANI TEHDİT ALTINDA

Alara Çayı üzerinde bulunan Uçansu Şelalesi ve çevresinin Cumhurbaşkanı Kararı ile  ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildiğini anımsatan Sezen, “Kesin Korunacak Hassas Alan içerisinde HES projesi yer aldığını da hayretle, üzülerek görmekteyiz. Hayat 1.1, 1.2 ve Hayat 2 HES projelerinin tamamı orman, tarım, sit alanları, yerleşim alanları içinde yer aldığını ve ormanların kesileceğini, yerleşik hayatın bu alandan taşınacağını, tarım topraklarının acele kamulaştırma kararıyla şirkete verileceğini üzülerek görüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘ALARA ÇAYI ÜZERİNDEKİ TÜM HES’LERİN İPTALİNİ İSTEDİK’

Alara Çayı ve Alara Çayı’nı besleyen Büyükçay, Küçükçay, Göcük deresi, Değirmengözü su kaynaklarının suyunun kullanım hakkı tamamen şirketin eline geçeceğini savunan Sezen, “Doğal yaşamı geri dönülmez bir şekilde olumsuz etkileyecek bu duruma izin verilmemeli. Bölgedeki flora ve faunanın, endemik türlerin, sucul canlıların yok olacağı daha önce bilimsel raporlarla kanıtlandı. ÇED raporu bilimsel olmaktan uzak, masa başında literatürden edinilen bilgiler doğrultusunda hazırlanmış. Ciddiye alınacak bir tarafı yoktur, eksiktir. Bu nedenle yörede yaşayanlar olarak Bakanlığa verdiğimiz dilekçe ile bu raporun onaylanmamasını ve Alara Çayı üzerindeki tüm HES projelerinin iptalini istedik. Bu talebimize yöre halkı tam destek verdiğini imzalarıyla gösterdi. Bu talebimizin dikkate alındığını görmek istiyoruz” dedi.

‘HES PROJESİ KARŞISINDAKİ EN BÜYÜK ENGEL, HALKIN DİRENME GÜCÜ’

Konuşmasının sonunda, HES projesi karşısındaki en büyük engelin yörede yaşayan halkın direnme gücü olduğunu anımsatan Sezen, bu gerçeğin projeyle ilgili ÇED dosyasında yer aldığını belirterek, “Alara koyağındaki bütün halk, adli ve idari başvurularını yapmış mücadele ediyor. Bu mücadelenin aynı şekilde devam etmesini istiyorum. Birlik beraberlik içinde mücadele etmemiz lazım” görüşünü dile getirdi.  

ADINI TARİHİ KALEYE VE KERVANSARAYA VEREN KADİM SU KAYNAĞI

Antalya’nın doğusunda, Torosların zorlu coğrafyasında yer alan Alara Vadisi, binlerce yıldır geçimlik tarımın yapıldığı bir bölge. Alanya yakınlarındaki Selçuklu döneminden kalma ünlü Alara Han Kervansarayı ile geçmişi daha eski dönemlere kadar uzanan Alara Kalesi, aynı adla anılan nehir vadisinin antik çağdan bu yana Akdeniz’in kıyı yerleşimlerini Anadolu içlerine bağlayan önemli geçitlerden biri olmasını sağlamış. Alara Han’ın kuzeyinde yer alan tarihi Ali Köprüsü, bu yolun günümüze ulaşan simge yapılarından biri olarak biliniyor.

92 YAŞINDAKİ AHMET DEDE BASTONUYLA SU NÖBETİNE HAZIR

Basın açıklamasına katılarak meraklı gözlerle olup bitenleri izleyen 92 yaşındaki Ahmet Demirok’a Alara Çayı’nın geçmişini soruyoruz. Kayabükü köyünde yaşayan Demirok, vadinin yaşayan anıtsal çınarlarından biri. Bölgenin taşını toprağını, suyunu ağacını avucunun içi gibi bilen Demirok, Jandarma olarak 3 yıl askerlik yaptığını anımsatarak sularını vermemek için mücadele edeceklerini söylüyor: “Ben 1929 doğumluyum. Bu çay bizim hayatımız demek. Eskiden Alara çayının yukarısında kesilen ağaçlar bu çayda taşınırdı. Serik civarından gelen Tahtacılar vardı, onlar orman idaresinin ağaç işlerini yapardı. Tahtacılar kestikleri ağaçları katırlarla taşıyıp Alara Çayına indirirler, çayın suyu ile denize kadar ulaşan tomruklar oradan da gemilerle başka yerlere taşınırdı. Benim babam da bu tomrukların taşınması için çalışırdı. Bu çay bizim geçim kaynağımız. Biz suyumuzu vermeyiz. Bu suyu bizden alırlarsa biz bahçelerimizi neyle sulayacağız. Bizim gidecek başka bir yerimiz yok. Geçimimiz burada. Başka yerde yaşayamayız.”

KİMİ ŞALVARIYLA BAHÇEDEN, KİMİ MOTORUYLA YAYLADAN GELDİ

Yöre halkının HES projesine karşı tepkisi büyük ölçüde ortak görünüyor. Kimi şalvarıyla, kimi elinde bastonuyla bahçeden çıkıp gelmiş, kimi de iki yanında torbaların sarkıtıldığı, geçmişteki katır ya da eşeklerin yerini alan motosikletleriyle 2 bin metreyi bulan yaylalardan gelerek sularını vermeme kararlığını gösteren insanlarla konuşuyoruz.

‘BURADAKİ TOPRAKLARIMIZDA ÖLENE KADAR ÇALIŞACAĞIZ’

Yeşildere köyünden gelen Kazım Gül, 75 yaşında olduğunu belirterek, Alara’nın suyunun kendileri için yaşam kaynağı olduğunu söylüyor: “Biz bu HES’in yapılmasını istemiyoruz. Çünkü HES yapılırsa bizim arazilerimiz, topraklarımız kalmayacak. Hepsi zarar görecek. Burası bir tarım alanı. Biz burada her türlü meyve-sebzeyi yetiştiriyoruz. Bu derelerin suyu kanallara, borulara girdiği zaman her yer kuruyacak. Biz buna razı gelmeyiz. Bizim gidecek bir yerimiz yok. Biz şehirde yaşayamayız. Burayı asla terk etmeyiz. Buradaki topraklarımızda ölünceye kadar çalışacağız. Bu derelerin suyu kanallara borulara girdiği zaman her yer kuruyacak. Biz buna razı gelmeyiz. Su bizim hayatımız. Bu suları toplayıp götürseler bir yeşilimiz kalmayacak”

‘ANKARA’DAKİ TEPELER GİBİ KAVRULACAK BURALAR DA’

HES projesi konusunda kendilerine bilgi veren olmadığından yakınan Kazım Gül, yıllar önce Ankara’ya gittiğini ve çıplak, ütgün (kavrulmuş) tepeleri gördüğünde dehşete kapıldığını belirterek, “Ankara’daki dağlar gibi, kavrulmuş hale gelecek buralar da” diye özetliyor HES projesinin yaratacağı olumsuz tabloyu. 

‘SUYUMUZU VERMEMEK İÇİN NE GEREKİYORSA ONU YAPACAĞIZ’

Yeşildere köyünden gelen Ali Öz de muhtarlık azası olduğunu belirterek HES projesine neden karşı çıktıklarını şöyle anlatıyor: “HES projesi A’dan Z’ye bizim bahçelerimizi etkileyecek. Burada üretilen her türlü meyve ve sebze suya bağlı. Bir tek bizim köy değil, 8-10 köy etkilenecek. Bu su gidince yeşillik diye bir şey kalmayacak. Evimizde akan su bile kuruyacak. Bu nedenle biz bu suyu vermeyeceğiz, bunun için ne gerekirse onu yapacağız.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner21