BÜYÜKŞEHİR YOKSUL YARDIMINI NEDEN KESTİ…

Önümüzdeki dönem yapılacak cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerini muhalefetin, AK Partiyi ve Erdoğan’ı destekleyen sermaye grupları ile havuz medyasının desteğini almasının mümkün olmadığını görmemek için kör olmak gerek.

Keza “Ali Babacan ve Davutoğlu’nun kurduğu DEVA ve Gelecek Partisinin” AK Partiyi çok fazla hırpalamayacağı artık anlaşılmıştır

Kaldı ki bu iki partinin tabanındakiler cumhurbaşkanlığı seçiminde, bugüne kadar oy verdikleri Erdoğan’ı kendilerine daha yakın hissedeceklerdir.

Bütün bunlardan sonra muhalefetin başarılı olması için geriye tek bir seçenek kalmaktadır.

“Kent yoksullarına, emekçilere, muhafazakârlara ulaşıp onlara dokunmak.

Bunun da tek aracı vardır; o da belediyelerdir…”

Kılıçdaroğlu, seçim sonrasında “89 sendromuna dikkat etmemiz gerekir” demişti.

Bu çok doğru ve tam yerinde bir söz…

1989 yerel seçiminde o yıllarda 67 olan il sayısına göre üç büyük şehir dâhil 41 belediyeyi yüzde 29 oy oranı ile kazanarak birinci parti olan SHP, İlk seçimde iktidar olma hesapları yaparken, “belediyelerinde ortaya dökülen yolsuzluklar ile kent yoksullarının ihmal edilmesi” sonucunda 1994 yerel seçiminde hüsrana uğramış, 1995 genel seçiminde de yüzde 10,5 ile zar zor TBMM’ye girebilmişti.

Bu nedenle Millet İttifakına ait belediyelerin izleyeceği çalışmaların iki temelde olması gerekmektedir.

“1- Tüm ihaleler ve alımlar şeffaf şekilde ve canlı yayınla kamuya açık şekilde yapılmalı, en küçük yolsuzluk iddiasının imasına bile fırsat verilmemelidir.

2- Belediyelerin kaynakları ağırlıklı olarak sosyal politikalara ayrılmalı, kent yoksullarına yönelik her türlü çalışma yapılmalıdır.”

Şu ana kadar Antalya Büyükşehir Belediyesi ve CHP’li ilçe belediyelerinin ihalelerle ilgili her hangi bir yolsuzluğuna rastlanmadı.

Bu konuda yöneltilecek ciddi bir yolsuzluk henüz kamuoyuna ve medyaya yansımadı.

Ancak “kent yoksulları” konusunda Büyükşehir Belediyesinin bir sıkıntı yarattığı ifade edilmektedir.

Türel zamanında yaklaşık 17 bin yoksul aileye katkı olması için “Sosyal Yardım Kartı” dağıtılmıştı.

Bu projesinden dolayı o zaman Türel’i kutlamıştım.
Bu kartlara Büyükşehir Belediyesi tarafından ailenin yoksulluğuna, çocuk sayısına bakılarak belli bir miktar para yükleniyordu her ay.

Muhittin Başkan göreve başladıktan sonra da bu sistem bir süre yürütüldü.

Lakin ne olduysa bu yardımı alan aileler Genel Sekreterlik tarafından gözden geçirildi ve yoksulluk yardımı almanın şartları daha da ağırlaştırılarak bu sayı yaklaşık 1100 e düşürüldü.

Yani daha önceden yoksulluk yardımı alan 16 bin aile sistemden çıkarıldı.

Bu çok üzücü bir durumdur.

Yoksulluk yardımı almanın şartları neden ağırlaştırılmıştır?

Yardımı kesilen aileler gerçekten bu yardımı almaya ihtiyaçları olmadığı için mi sistemden çıkarılmıştır?

Eğer gerçekten öyle ise neden geçmiş dönem hakkında kamu kaynaklarının haksız kullanılmasıyla ilgili suç duyurusunda bulunulmamıştır?

Keza pandemiden dolayı işsizlik yaşayan ve geçinme derdinde olan 3600 aile Büyükşehirden gıda desteği istemiş lakin bu istekleri hala yerine getirilmemiştir.

AK Parti ve Erdoğan’ın izlediği ekonomi politika ile sayıları her geçen gün artan yoksul insanlara dokunmadan, onlara şu anda iktidarın yaptığı yardımları muhalefetin de yapacağına yönelik güveni ve inancı uygulamaları ile vermeden nasıl iktidar olunacaktır?

Kılıçdaroğlu’nun “89 sendromuna dikkat etmemiz gerekir” sözü ile CHP’nin belediyelerdeki ihmaller ile toplumsal güvenin kaybedildiğini anlatmaya çalışıldığı asla unutulmamalıdır.

YORUM EKLE

banner20

banner21