“BİR BAŞKADIR…”: TOPLUMSAL HASTALIKLAR ÜZERİNE TEZLER

Doğunun tarımsal kültüründe bürokrasi-yeniçeri-ulema-lonca ittifaklarının hakim olduğu yapı, bir tarihten sonra uluslararası güç sistemine eklemlenmiş ve çağımıza kadar gelmiştir. Bu yapıda siyaset aslında yoktur, sistemik hiyerarşiye bağlı sıra kapma yarışı veya sıra bekleme vardır. Kişiler, görüntü değişir, ağların hiyerarşisi değişir, ama yapı değişmez. Bu bağımlı yapı gizemlidir, neyin neden olduğu bir noktadan sonra konuşulmaz. Milli ve yerli kavramının çok tüketilmesi de bundandır. 

Bu yapıda kamu sektörü ve özel sektör ayrımı yoktur, ikisi bir bütündür, iktidar ve transfer aracıdır. Bu yapıda güçlü-bağımsız medyaya yer yoktur, sistemin aracıdır. Ağlar hiyerarşisi değişir, görüntü değişir, yazılar ve haberler değişir, ama yapı ve hatta yazanların bir kısmı hiç değişmez. Bu yapıda sendika, sivil toplum, STK, örgüt vs. yoktur, sistemin parçasıdır, ağlar hiyerarşisi değişir, yapı değişmez.

Bu yapıda sanatçı, iş insanı, bilim insanı sistemin aracıdır, organik sistemde özgür ve bağımsız birim olmaz.

Elbette istisnalar olur, ama kaideyi bozmaz.

Bu yapıda “sade vatandaş” çok değer taşımaz, bu nedenle herkes küçük yaştan itibaren bir şeyler yapmaya değil,  “bir şey olmaya” çalışır. Bu yapıda insan değersiz, insanın yaşamı ve emeği değersiz olduğu için yaşam sevgisi, insan sevgisi, öğrenme sevgisi, çalışma sevgisi gelişmez.

Bu yapıda insan kimliksizdir, kimliğini ait olduğu sosyal gruptan; aileden, köyden, kökenden, takımdan, dernekten, cemaatten, partiden, resmi unvandan almaya çalışır.

Bu yapıda insan değerli ve eşit olmadığı için güvende hissetmez, sürekli güç elde etmeye çalışır; hemşehri, akraba, partili, şeyh, amir, her ne ağ ise ona sarılmak tek yoldur.

Bu yapıda mutluluk başkalarından güçlü olmaktır, bu nedenle göz doymaz, toplumsal işbirliği de zayıftır, işbirliği ancak dar mensubiyet alanındadır ve çıkara dönüktür.

Bu yapıda insan değerli olmadığı için insani değerler de değersizdir, yaşama anlam yükleyecek şey feodal semboller olur, semboller ve ritüel anlam yerine geçer. Herkes çıkarını gözetir, ama semboller üzerinden kendisini ve toplumu inandırmaya veya aldatmaya çalışır.

Bu yapının kendisi toplumsal gerilim yaratır, bu yapıda gerilim ve şiddet ayrıca kontrol ve iktidar aracıdır. Toplumsal gerilim dışında, insan doğasıyla kültür çatışması ve içtensizlik her birey için ayrı bir çelişki ve gerilim kaynağıdır.

Bu yapı toplumu da insanı da hasta eder.

Elbette istisnalar olur, ama kaideyi bozmaz.

YORUM EKLE

banner20

banner21