Antalya’da su altındaki yaşam ve jeoloji

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, Gelecek Yıllarda En Büyük Mücadelenin Su Kaynakları Üzerine Olacağını Belirterek, Antalya Ve Türkiye'de Su Kaynaklarının Korunması Ve Temiz Tutulması Gerektiğini Kaydetti.

Antalya’da su altındaki yaşam ve jeoloji

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, gelecek yıllarda en büyük mücadelenin su kaynakları üzerine olacağını belirterek, Antalya ve Türkiye’de su kaynaklarının korunması ve temiz tutulması gerektiğini kaydetti.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi tarafından Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu’nun katılımıyla ’Su altındaki Yaşam ve Jeoloji’ konulu söyleşi gerçekleştirildi.

Oda üyeleri ve vatandaşların katıldığı söyleşide konuşan Mehmet Gökoğlu, suyun dünyadaki en büyük enerji kaynağı olduğunun altını çizerek, gelecek yüzyılda yaşanacak mücadelenin su kaynakları üzerine olacağına dikkat çekti.

Türkiye ve Antalya’nın elindeki su kaynakları en iyi şekilde koruması gerektiğine değinen Gökoğlu,“Antalya suyun üzerine kurulmuş bir kent. Antalya gerek yer üstü, gerekse yer altı suları açısından zengin bir bölgedir. Falez çatlaklarından pırıl pırıl sular Akdeniz’e ulaşır ve körfezi besleyip temizler. Bu noktada suyun korunması en önemli şeydir.”diye konuştu.

"Dalış yapılan yerler"

Antalya’da yıllardır su kaynaklarına dalış yaptığını kaydeden Mehmet Gökoğlu,“ Kırkgöz, Düden Şelaesi(Varsak altı), Arapsuyu bölgesi, Boğaçayı, Arapsuyu obrukları, Finike Suluin Mağarası,Yamansaz,Düden Şelalesi’nin denize döküldüğü noktalarda dalış yaptık. Dalışlarımızda tertemiz bir su, bölgeye ait flora ve canlılar ile karşılaştık. Falezlerin denizin içinde 28-30 metre derinliğe kadar indiğini ve ondan sonra balçık görülmeye başladığını belirledik. Üçüncü falez ise Düden Şelalesi’nin 300- 400 metre açığında batıya doğru uzanıyor. Antalya için falezlerin çok önemli. Çok sert bir duvar yapısı var. Falez sadece bir duvar değildir, bir çok canlıya ev sahipliği yapar.”diye konuştu.

"Kırkgöz önemli su kaynağı"

Dalışlarında Kırkgöz’e ayrı bir parantez açan Gökoğlu,“ Kırkgözhan’ın olduğu bölgede büyük bir su kaynağının olduğunu tahmin ediyoruz. Eski kireç fabrikasının altına yaptığımız dalışta devasa sarkıtlar ve kırılmalar gördük.”dedi.

Mağara dalışlarının çok riskli olduğunu belirten Gökoğlu, hata yapma şansınızın al olduğunu ve farklı alternatiflerinizin olması gerektiğinin altını çizdi.

"Su alanlarının temizliği"

Gökoğlu, dalış yaptıkları yerlerin kirliliğinden yakınarak, “Deniz dibi atık şişe, plastik malzemeler ve araç lastikleri ile dolu. Diğer sulak alanlarımız piknik yapanların çöpleriyle dolmuş taşmış. Kırgöz’ün yüzeye çıktığı düdenleri veya obrukları kirletmişiz, yada hafriyat ile doldurmuşuz. Sulak alanlarımızı korumalı, doğayı olduğu şekli ile bırakmalıyız. Doğa en güzelini kendisine yapacaktır.” ifadelerine yer verdi.

Gökoğlu, Antalya’nın sadece yer üstü değil su altı zenginliklerinin belgesel haline getirilip tanıtılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi.

"Kente katkı vermek istiyoruz"

Jeoloji Mühendisleri Oda Başkanı Bayram Ali Çeltik ise kente önem verme adına bilim, turizm açısından da katkı verebilmek amacıyla söyleşiler düzenlediklerini bildirdi.

Antalya’nın sadece deniz, güneş ve kumdan ibaret olmadığını yineleyen Çeltik,“ Kentimizin mağaraları, gölleri, akarsuları var. Kentin, insanların geleceğine meslektaşlarımızın geleceğine katkı sağlayacağız. Antalya sadece Antalyalıların, Akdenizlilerin değil Türkiye’nin de değildir, Antalya bugün dünya kentidir, bir turizm kentidir.”diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER