ABD’den alınacak çok ders var: 1-ulusun sonu

3T Analiz’deki ABD analizi oldukça önemliydi, tartışma olmalı veya devam etmeli ki düşünceden bilgiye geçelim.

3T Analiz’deki ABD analizi ile Nouriel Roubini’nin geçen hafta yaptığı analizin benzerliği bile başlı başına bir konu.

Roubini, dünya nüfusunun %4’ünü temsil eden ABD’nin koronavirüse bağlı ölümlerdeki payının %20 olduğunu belirterek Trump’ı “analiz etme” özgürlüğünü kullanıyor.

Ben bu analizleri bırakıp uzun zamandır dikkatimi çeken üç noktayı yazayım:

Sanırım Trump’ın en büyük hizmeti İsrail devletinin bir kesimine oldu, birinci nokta.

Trump’ın bütün konuşma ve mesajları bir siyasi kampanya stratejisini içselleştirdiğini gösteriyordu. Avrupa’da çok görmediğimiz bu strateji İsrail’de uygulandı ve halen çok az sayıda ülkede uygulanıyor, ikinci nokta.

ABD’deki olaylar, kutuplaşmış bütün toplumlarda olabilir, insan sevgisinin gelişmemiş olduğu ve nefretin beslendiği toplumlarda korkunç boyutlara ulaşabilir, üçüncü nokta.

Asıl konuya geleyim: Ekonomik, sosyal ve siyasal kutuplaşmanın ulus olgusuna son verdiği bir sürece girmiş olabiliriz. Yani, küresel ekonomi yeni bir küresel elit ve kültür yaratıyor, toplum kesimleri arasındaki ekonomik ve sosyal uçurum zaten büyüyor, küresel egemen siyaset de eşitlikçi dönüşüme yanaşmadığı için gün kurtarıyor, ulusun “kader birliği” özelliği yok oluyor. Milliyetçilik” adına kutuplaşmayı körükleyenler ise aslında ulus olgusunun sonunu hazırlayan bu süreci hızlandırıyor.

Bugünlerde Türkiye’de bir elit tartışması yapılıyor. Elit veya seçkin kavramına rezerv koyarak Türkiye’de 200 yıldan bu yana “örgütlü modern-elit” ve “örgütlü muhafazakar-elit” arasında ranta ortak olma mücadelesinin var olduğunu söyleyebiliriz. Bir kesim bunu Osmanlı-Cumhuriyet mücadelesi gibi görür, yanlıştır.

Günümüzde değişim yerel elitten küresel elite doğrudur, tarihin nehri yeni bir evreye akmaya başlamıştır. Korumacı ticaret politikalarına bakıp “küreselleşmenin sonu” tezini köpürtenler, 1930’ların hatalarını tekrar ederek bu süreci görmüyor olabilirler. Ekonomi veya siyaset adına nehir yatağına bina diker gibi barajlar kurabilirsiniz, nehri bir süre durgun göle veya bataklığa dönüştürebilirsiniz, ama doğanın düzenini değiştiremezsiniz.

Bilgi olsa, milleti yok etmek yerine çağa hazırlamaya çalışırsınız, yani kültürünüzü ve değerlerinizi çağa uyumlu hale getirirsiniz. Buna çağdaş uygarlık deniyor, biz çok anlamadan bu kavramı yalnızca kullanıyoruz, oysa insan sevgisi ve dolayısıyla bilgi düzeyi gelişmiş bazı özgür toplumlar bunu yapabiliyorlar

3T Analiz bana bunları düşündürdü, yanılmayı içtenlikle umuyorum

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa kazım aydın
Mustafa kazım aydın - 3 ay Önce

Şükrü hocam! Bu yorumun devamı gelmeli! Çünkü yeni sorular doğuruyor.
Örneğin; abd yeni bir liderlik sınavında mı, sonu ne olur...
Emperyal bir güç, dünyayı sömürüyor. Eyvalkah. Fakat beğenelim, beğenmeyelim; bir bağımsızlık savaşı önderi, köleliğe karşı en ağır mücadelenin ev sahibi, insan haklarını ilk seslendiren (magna carta abd'den asırlar önce olduğu için geçiyorum), sosyal koruma ayağı eksik olmakla birlikte önemli bir demokrasi, dünyaya anayasa dağıtmış vs...
Bir dönem özgürlük simgesi olan mavi ceket (üniforma), şimdi ırkçı dikdatörlüğe karşı sahada...
Şahsen ben devamını bekliyorum...
Kolay gelsin.

banner20

banner21