3.ETAP RAYLI SİSTEM

Toplu taşıma kent yaşamının önemli bir unsurudur. Toplu taşıma araçlarının çevre dostu olması, taşıma kapasitesinin yüksekliği, güvenlik ve erişilebilirlik düzeyi o kentte yerleşik insanların yaşam kalitelerini ciddi ölçüde etkiler.

Antalya'nın misafirlerinin ve nüfusunun artmasıyla birlikte toplu taşımaya raylı sistem de eklendi, ekleniyor.

Başta, 1999 yılında hizmete giren Zerdalilik-Müze arasında çalışan kısa mesafeli Nostaljik Tren vardı.

Buna 2009 yılında 1.Etap Raylı Sistem, Kepezaltı-Santral-Meydan hattı eklendi. Daha sonra, 2016’da  'Çiçek ve Çocuk' temalı EXPO'nun Antalya'da yapılacak olması Meydan - Aksu (EXPO) arasında 2.Etap Raylı Sistem'in yapılmasının gerekçesi oldu. Son olarak 140 milyon Euro’ya (yaklaşık 1 milyar lira) mal olacak 3.Etap Raylı Sistem’e 2018 yılında başlanmış ve 2020 yılında bitirilmesi hedeflenmişti.

2019’da Menderes Türel seçimi kaybetti, Muhittin Böcek kazandı. Proje 7-8 aylık bir gecikmeyle devam etti.

Antalya Büyükşehir Belediye’sinin 10 Ocak 2020’de yapılan ilk meclis toplantısında AKP Meclis Üyesi Nafiz Tanır raylı sistemi gündeme getirip,

 ''Projenin bütünlüğünün korunması gerekirken projenin neden değiştirildiğini, tramvay güzergahında alt geçit yerine üst geçit yapılarak kentin siluetinin neden bozulduğunu'' sordu.

Sorunun yanıtını, geçmişte İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı olarak battı-çıktı ve otoyol üst geçitlerine şiddetle karşı çıkan, projenin belediye adına yetkilisi Başdanışman Cem Oğuz verdi.

Yanıtında “Ekonomik anlamda da, teknik anlamda da belediyeye yük getireceğini, yaklaşık 12 ayda bitecek olan inşaat süresinin daha da düşürüleceğini ve yoğun trafiğin akışının köprülü kavşakla geçilmesinin uygun olacağını düşündükleri için böyle karar verdiklerini” söyledi. Ayrıca “Bu uygulamayla belediyenin 9 milyon lira kâr ettiğini” sözlerine ekledi.

10 Temmuz 2020’de yapılan meclis toplantısında, hünerli başdanışman bu kez de “Köprülü kavşakta karar kılınmasının, tünel yapılması halinde altyapıda olması gereken deplasenin üretimi geciktireceği” iddiasındaydı.

Oysa ki;

Yüklenici firma bütün işi 720 günde (yaklaşık 2 yıl) bitirilmeyi taahhüt etmişti. Yapılacak olan alt geçitle kuzeyden güneye giden, kentte denize ulaşan tek bulvarın görüntüsü de bozulmayacaktı. Yapılan üst geçitle artık denizi göremiyorsunuz. Daha da kötüsü başdanışmanın “tatlı bir eğimle geçiyorsunuz” dediği yolda Meltem mahallesindeki evlerin 5. katında yaşayanlarla yüz yüze gelebilirsiniz. Konutlarda  yaşayanların maruz kaldığı gürültü de ayrı bir dert.

Yüklenici firma önceki yönetime de üst geçidi teklif etmiş ancak kabul görmemişti. Açıklanan gerekçeler, bu yönetimin bu öneriyi neden kabul ettiğini anlamaya yetmiyor. Dile getirilen gerekçelerden birisi, projeye 8 ay gecikmeyle başlanması ve zaman kaybını gidermek için üst geçitte karar kılındığı iddiasıdır.

Belediyeler yapılacak işlerin kent kimliğine, kent estetiğine uygunluğunu esas almalıdır. Aksi, bir inşaat şirketinin aklıyla “belediyeye kâr ettirdik” yaklaşımı, kent bilincinden yoksunluktur. Böylesi bir yaklaşıma Antalya gibi güzel bir turizm kentinin geleceğinin teslim edilmesi, sadece Antalyalılara karşı değil tüm Türkiye’ye karşı işlenmiş bir suçtur.

Önümüzdeki günlerde yapılacak olan 2021'in ilk Büyükşehir Meclis toplantısında bu konunun nasıl açıklanacağını da izleyip göreceğiz.

YORUM EKLE