1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE SAVAŞA DEĞİL;BARIŞA,DEMOKRASİYE VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE İHTİYACIMIZ VAR..

1 Eylül 1939 tarihi,Birinci Dünya Savaşının başladığı ve milyonlarca insanın yaşamını yitirdiği ve sakat kaldığı kara bir gündür.Savaşın kan ve gözyaşı getirmesi nedeniyle dünya ülkeleri 1 Eylül gününü,”Dünya Barış Günü”olarak ilan etmişlerdir.

Barışın olmadığı bir ülkede demokrasi ve adalet olmaz.Demokratik hak ve özgürlükler ancak barış ortamı içinde gelişir ve ilerler.

Ülkemiz bugünlerde ekonomik kriz ve Covit-19 pandemisine ilave olarak yeni bir gerilim ve krizin içine girmiştir.Akdeniz ve Ege Denizinde hava giderek ısıtılıyor.Yunanistan ve Türkiye karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor.

Oysa ülkemizin Cumhuriyetle birlikte önemsediği bir politika var.”Yurtta barış dünyada barış”politikası.

Savaş,demokratik hak ve özgürlükleri ortadan kaldırır,küçülen halkın lokmasını iyice küçülterek yeni kan ve göz yaşı dökülmesine neden olur.

Bu nedenle savaşa değil;demokrasinin,özgürlüklerin,adalet ve hukukun üstünlüğünün geliştirilip ilerletilmesi gerekmektedir.

Bölge halklarının bir birleriyle hiç bir sorunu yoktur.Yunanistan halkıyla Türkiye halkının bir savaş istemedikleri açıktır.İktidarlar zaman zaman toplumu yeni gerilimler içerisine sokarak ömürlerini uzatmaya çalışırlar.

Silahlanmaya ve düşmanlıklara harcanan enerji ve paralar;sağlığa,eğitime,çevreye ve tarıma harcanmış olsa,dünya ve ülkemiz ağlayan insanlar yerine gülen insanlarla dolar.Yoksulluğun temelinde savaş ve savaş politikaları yatıyor.

1 Eylül Dünya Barış Gününün önemini ve yıllar önce ilan edilen kendimize ait barış ilkesini hatırlamak yerine,adı BARIŞ olan bir milletvekiline yapılan saldırı,dünya barış gününde herkesin birkaç kez düşünmesini zorunlu kılmıştır.

Barışı çağırmaktan ve adaletli olmayı istemekten geri durulmamalıdır....

YORUM EKLE

banner20